<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Edebiyat ve Hukuk &#187; GÖZE ÇARPANLAR</title>
	<atom:link href="http://www.edebiyatvehukuk.org/category/goze-carpanlar/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.edebiyatvehukuk.org</link>
	<description>Edebiyat, hukuk, edebiyat ve hukuk</description>
	<lastBuildDate>Fri, 02 Dec 2011 17:17:52 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Kurgu Düşün Sanat Edebiyat Dergisi&#8217;nin 2. Sayısı Çıktı!</title>
		<link>http://www.edebiyatvehukuk.org/kurgu-dusun-sanat-edebiyat-dergisinin-2-sayisi-cikti.html</link>
		<comments>http://www.edebiyatvehukuk.org/kurgu-dusun-sanat-edebiyat-dergisinin-2-sayisi-cikti.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 30 May 2010 15:40:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Öykü Didem Aydın</dc:creator>
				<category><![CDATA[EDEBİYAT VE HUKUK]]></category>
		<category><![CDATA[GÖZE ÇARPANLAR]]></category>
		<category><![CDATA[80 Sonrası Depolitizasyon ve Ütopya]]></category>
		<category><![CDATA[Adil Okay]]></category>
		<category><![CDATA[Adnan Binyazar Kadim Şehrin Kadim İnsanı]]></category>
		<category><![CDATA[Adnan Gerger]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Ada]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Büke]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Ümit’in Haziranda yayımlanacak olan  İstanbul Hatırası]]></category>
		<category><![CDATA[Alaattin Topçu]]></category>
		<category><![CDATA[Aslı Aydın]]></category>
		<category><![CDATA[Aslı Solakoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Aslı Yerlikaya]]></category>
		<category><![CDATA[Azınlık Psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[Bahar İçin Prelüdler]]></category>
		<category><![CDATA[Baharda Bir Uzun Gün]]></category>
		<category><![CDATA[Balık İzlerinin Sesi: Ütopya’nın Sonu]]></category>
		<category><![CDATA[Belki Biz]]></category>
		<category><![CDATA[ben gittim sana geldim ben geldim sana gittim]]></category>
		<category><![CDATA[Benim Hâlâ Ütopyam Var]]></category>
		<category><![CDATA[Benim Ülkem “Hiçbir Yer”]]></category>
		<category><![CDATA[Betün Tarıman]]></category>
		<category><![CDATA[Bir Çöl Zaman]]></category>
		<category><![CDATA[Bir Düşülke Kurmanın Yalnızlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Bir Yudum Çay]]></category>
		<category><![CDATA[Birinin Ütopyası ‘Öteki’nin Distopyası veya Ütopyanın Trajedisi: Houyhnhnm Ülkesi’ne Seyahat ve En Sonunda Irkçılığa Dair Başka Türlü Kıraat]]></category>
		<category><![CDATA[Buket Uzuner’in Balık İzlerinin Sesi Romanında Ütopya Kavramı]]></category>
		<category><![CDATA[Bulundu]]></category>
		<category><![CDATA[Çirkin Ördek Yavrusu]]></category>
		<category><![CDATA[Dinçer Demirkent]]></category>
		<category><![CDATA[Disütopyanın Dişiliği: “Damızlık Kızın Hikâyesi” Üzerine Teğellemeler]]></category>
		<category><![CDATA[Düşler]]></category>
		<category><![CDATA[Ergül Çetin]]></category>
		<category><![CDATA[Erhan Kuzhan]]></category>
		<category><![CDATA[Eşdeğerlik Üstüne]]></category>
		<category><![CDATA[Gecenin Önlüğü... Belki]]></category>
		<category><![CDATA[Hakan Sürsal]]></category>
		<category><![CDATA[Halim Şafak]]></category>
		<category><![CDATA[Hayal Meyal Bir Aşk Tanrısı]]></category>
		<category><![CDATA[Hülya Soyşekerci]]></category>
		<category><![CDATA[İmgele]]></category>
		<category><![CDATA[İnsanın İnsana...]]></category>
		<category><![CDATA[John Lennon]]></category>
		<category><![CDATA[Kemal Gündüzalp]]></category>
		<category><![CDATA[Kerim Akbaş]]></category>
		<category><![CDATA[Kevser Ruhi]]></category>
		<category><![CDATA[Kurgu Dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[Lilav II]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Sarsmaz]]></category>
		<category><![CDATA[Mutlusunuzdur Her Vakit]]></category>
		<category><![CDATA[Muzaffer Şentürk Karahan]]></category>
		<category><![CDATA[Nilüfer Altunkaya]]></category>
		<category><![CDATA[Nuray Önoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[O. Günay]]></category>
		<category><![CDATA[Okay Bensoy]]></category>
		<category><![CDATA[Olanaksızı İste]]></category>
		<category><![CDATA[Olası Bir Gerçekleşebilirlik Elveda Burjuvazi!]]></category>
		<category><![CDATA[Öner Yağcı]]></category>
		<category><![CDATA[Osman Namdar]]></category>
		<category><![CDATA[Öykü Didem Aydın]]></category>
		<category><![CDATA[Özer Aykut]]></category>
		<category><![CDATA[Sabahattin Yalkın]]></category>
		<category><![CDATA[Sema Güler]]></category>
		<category><![CDATA[Serdar Aydın]]></category>
		<category><![CDATA[Seyyit Nezir]]></category>
		<category><![CDATA[Sıfırla(n)ma Korkusu]]></category>
		<category><![CDATA[Şiirin Ka(a)n’ı ya da Sonraya ‘Mektup...’]]></category>
		<category><![CDATA[Şiirin Kesik Damarları: Kaan İnce]]></category>
		<category><![CDATA[Sinem Meral]]></category>
		<category><![CDATA[Talat S. Halman]]></category>
		<category><![CDATA[Teknolojik Ortaçağ’da Sokağa Atılan Kurtarıcı Birkaç Lira]]></category>
		<category><![CDATA[tersütopya]]></category>
		<category><![CDATA[Tuncer Uçarol]]></category>
		<category><![CDATA[Ülkü Çadırcı]]></category>
		<category><![CDATA[Ütopya ve Karşı Ütopya]]></category>
		<category><![CDATA[Ütopyalar ve Erich Fromm]]></category>
		<category><![CDATA[Ütopyalar ve İnsan]]></category>
		<category><![CDATA[Ütopyasızlık Çağında Ütopya]]></category>
		<category><![CDATA[Ütopya’nın Türkçesi]]></category>
		<category><![CDATA[Yüzleşme...]]></category>
		<category><![CDATA[Zeynep Bulut]]></category>
		<category><![CDATA[“Gerçekçi Ol]]></category>
		<category><![CDATA[“Şiir’in yada Şiirim’in Ütopyaları ‘Şiir Akımları’ ve ‘Şiir Manifestoları’dır”]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edebiyatvehukuk.org/?p=1155</guid>
		<description><![CDATA[
İşte, bir yazı ile katkıda bulunmaya çalıştığım 2. sayının İçindekiler&#8217;i:


Alaattin Topçu,  KurguÖyküRoman’a Doğru / 3

John Lennon, İmgele (Türkçe söyleyen: Erhan Kuzhan) / 4-5

Ahmet Ümit’in Haziranda  yayımlanacak olan
İstanbul Hatırası adlı romanından bir bölüm&#8230; / 6-11

Ahmet Ada, Bahar İçin  Prelüdler V-VI / 12
Sabahattin Yalkın,  Bulundu / 13
Ergül Çetin, Belki Biz /  14
Halim [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://www.edebiyatvehukuk.org/wp-content/uploads/2010/05/KURGU-2.-sayı.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-1156" title="KURGU 2. sayı" src="http://www.edebiyatvehukuk.org/wp-content/uploads/2010/05/KURGU-2.-sayı.jpg" alt="KURGU 2. sayı" width="100" height="140" /></a></strong></p>
<p><strong>İşte, bir yazı ile katkıda bulunmaya çalıştığım 2. sayının </strong><strong>İçindekiler&#8217;i:<br />
</strong></p>
<p align="center">
<p align="center">Alaattin Topçu,  <em>KurguÖyküRoman’a Doğru</em> / 3</p>
<p align="center">
<p align="center">John Lennon,<em> İmgele</em> (Türkçe söyleyen: Erhan Kuzhan) / 4-5</p>
<p align="center">
<p align="center">Ahmet Ümit’in Haziranda  yayımlanacak olan</p>
<p align="center"><em>İstanbul Hatırası</em> adlı romanından bir bölüm&#8230; / 6-11</p>
<p align="center">
<p align="center">Ahmet Ada, <em>Bahar İçin  Prelüdler V-VI</em> / 12</p>
<p align="center">Sabahattin Yalkın,  <em>Bulundu</em> / 13</p>
<p align="center">Ergül Çetin, <em>Belki Biz</em> /  14</p>
<p align="center">Halim Şafak, <em>ben gittim sana  geldim ben geldim sana gittim</em> / 15</p>
<p align="center">Aslı Aydın, <em>Azınlık  Psikolojisi</em> / 16</p>
<p align="center">Betün Tarıman, <em>Çirkin Ördek  Yavrusu</em> / 17</p>
<p align="center">
<p align="center"><strong>Dosya: Ütopyasızlık  Çağında Ütopya</strong></p>
<p align="center">Hülya Soyşekerci, <em>Düşler,  Ütopyalar ve Erich Fromm</em> / 18-25</p>
<p align="center">Tuncer Uçarol, <em>Ütopya’nın  Türkçesi</em> / 26-37</p>
<p align="center">Öykü Didem Aydın, <em>Birinin  Ütopyası ‘Öteki’nin Distopyası veya Ütopyanın Trajedisi: Houyhnhnm Ülkesi’ne  Seyahat ve En Sonunda Irkçılığa Dair Başka Türlü Kıraat</em> / 38-63</p>
<p align="center">Seyyit Nezir, <em>Teknolojik  Ortaçağ’da Sokağa Atılan Kurtarıcı Birkaç Lira</em> / 64-66</p>
<p align="center">Öner Yağcı, <em>“Gerçekçi Ol,  Olanaksızı İste!”</em> / 67-69</p>
<p align="center">Kemal Gündüzalp, <em>Olası Bir  Gerçekleşebilirlik Elveda Burjuvazi! </em>/ 70-77</p>
<p align="center">O. Günay, <em>Benim Ülkem  “Hiçbir Yer”</em> / 78-81</p>
<p align="center">Sinem Meral, <em>Disütopyanın  Dişiliği: “Damızlık Kızın Hikâyesi” Üzerine Teğellemeler /</em> 82-84</p>
<p align="center">Nilüfer Altunkaya, <em>Benim  Hâlâ Ütopyam Var</em> / 85-93</p>
<p align="center">Mehmet Sarsmaz, <em>“Şiir’in  yada Şiirim’in Ütopyaları ‘Şiir Akımları’ ve ‘Şiir Manifestoları’dır”</em> /  94-95</p>
<p align="center">Nuray Önoğlu, <em>Ütopyalar ve  İnsan</em> / 96-97</p>
<p align="center">Kevser Ruhi, <em>Hayal Meyal Bir  Aşk Tanrısı</em> / 98-99</p>
<p align="center">Hakan Sürsal, <em>tersütopya</em> / 99</p>
<p align="center">Osman Namdar, <em>Bir Düşülke  Kurmanın Yalnızlığı</em> / 100-103</p>
<p align="center">Erhan Kuzhan, <em>Eşdeğerlik  Üstüne</em> / 104</p>
<p align="center">Adil Okay, <em>Ütopya ve Karşı  Ütopya</em> / 105</p>
<p align="center">Talat S. Halman, <em>Balık  İzlerinin Sesi: Ütopya’nın Sonu</em> / 105-110</p>
<p align="center">Aslı Yerlikaya, <em>Buket  Uzuner’in Balık İzlerinin Sesi Romanında Ütopya Kavramı</em> / 111-114</p>
<p align="center">Dinçer Demirkent, <em>80 Sonrası  Depolitizasyon ve Ütopya</em> / 115-117</p>
<p align="center">Okay Bensoy, <em>Sıfırla(n)ma  Korkusu</em> / 118-119</p>
<p align="center">
<p align="center">Zeynep Bulut, <em>Bir Çöl  Zaman</em> / 120</p>
<p align="center">Sema Güler, <em>Lilav II</em> /  121</p>
<p align="center">Elif Gamze Bozo,  <em>Yolculuk</em> / 122</p>
<p align="center">Kerim Akbaş, <em>Mutlusunuzdur  Her Vakit</em> / 123</p>
<p align="center">
<p align="center">Aslı Solakoğlu, <em>İnsanın  İnsana&#8230;</em> / 124-128</p>
<p align="center">Ahmet Büke, <em>Baharda Bir Uzun  Gün</em> / 129-130</p>
<p align="center">
<p align="center">Adnan Gerger, <em>Adnan Binyazar  Kadim Şehrin Kadim İnsanı</em> / 131-136</p>
<p align="center">
<p align="center">Muzaffer Şentürk Karahan,  <em>Bir Yudum Çay</em> / 137-146</p>
<p align="center">
<p align="center"><strong>Şiirin Kesik  Damarları: Kaan İnce</strong> / 147</p>
<p align="center">Ülkü Çadırcı,  <em>Yüzleşme&#8230;</em> / 148-149</p>
<p align="center">Özer Aykut, <em>Gecenin  Önlüğü&#8230; Belki</em> / 150-152</p>
<p align="center">Serdar Aydın, <em>Şiirin  Ka(a)n’ı ya da Sonraya ‘Mektup&#8230;’</em> / 153-158</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edebiyatvehukuk.org/kurgu-dusun-sanat-edebiyat-dergisinin-2-sayisi-cikti.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8221;Kopuş Savunması&#8221; ile Jacques Verges Dosyası İdeal Hukuk Dergisi&#8217;nde</title>
		<link>http://www.edebiyatvehukuk.org/kopus-savunmasi-ile-jacques-verges-dosyasi-ideal-hukuk-dergisinde.html</link>
		<comments>http://www.edebiyatvehukuk.org/kopus-savunmasi-ile-jacques-verges-dosyasi-ideal-hukuk-dergisinde.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 01 Feb 2010 11:41:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Öykü Didem Aydın</dc:creator>
				<category><![CDATA[EDEBİYAT VE HUKUK]]></category>
		<category><![CDATA[GÖZE ÇARPANLAR]]></category>
		<category><![CDATA[5233 Sayılı Kanun]]></category>
		<category><![CDATA[Adem Sözüer]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Fuat Başgil]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Türkiye Dosyası]]></category>
		<category><![CDATA[avukat]]></category>
		<category><![CDATA[Avukat Hasip Kaplan]]></category>
		<category><![CDATA[Avukat İsmail Say]]></category>
		<category><![CDATA[Avukat Mustafa Tırtır]]></category>
		<category><![CDATA[Avukat Reşat Petek]]></category>
		<category><![CDATA[Avukat Yasin Şamlı]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Hukukçular]]></category>
		<category><![CDATA[Çözümün Adresi Demokratik Anayasa]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhurbaşkanı’nın Bireysel Sınırlı Özel Af Yetkisi]]></category>
		<category><![CDATA[demokratik açılım makaleleri]]></category>
		<category><![CDATA[Ebru Sanatçısı]]></category>
		<category><![CDATA[Eda Ronabar]]></category>
		<category><![CDATA[Endülüs seyahati notları]]></category>
		<category><![CDATA[Endülüs’te Raks” başlıklı yazı; kitap ve fotoğraf sanatçısı Kamil Ercüment Atak]]></category>
		<category><![CDATA[güncel hukuk dergileri]]></category>
		<category><![CDATA[hukuk dergileri]]></category>
		<category><![CDATA[Hukukçular Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[İdeal Hukuk Dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[Jacques Verges]]></category>
		<category><![CDATA[Jean Monnet Üniversitesi Hukuk Fakültesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kamil Uğur Yaralı]]></category>
		<category><![CDATA[Karşı Kıyıda Bizden Kalanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Kesin İnançlılar]]></category>
		<category><![CDATA[Kırım ve Gözyaşı Çeşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[kitap tanıtımları]]></category>
		<category><![CDATA[köy boşaltmaları]]></category>
		<category><![CDATA[Muhammet Emin Özkan]]></category>
		<category><![CDATA[Murat Yanık]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Armağan]]></category>
		<category><![CDATA[profesör Vecdi Aral]]></category>
		<category><![CDATA[Renkli Simalar]]></category>
		<category><![CDATA[savunma saldırıyor]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset ve hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Topkapı’da Osmanlı’nın Adalet Heykeli]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Hukukçular Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[Vahap Coşkun]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Anayasa Türkiye İçin Ne Anlam İfade Ediyor?”]]></category>
		<category><![CDATA[Yüksek Hakim ve Savcıların Görev Suçları Nedeniyle Yargılanması]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edebiyatvehukuk.org/?p=934</guid>
		<description><![CDATA[Hukuk dünyası yepyeni ve dopdolu bir yeni süreli yayınla tanıştı: İdeal Hukuk. Bir sivil toplum örgütü olarak köklü bir geçmişi olan; demokrasi ve insan hakları alanlarında da yetkin çalışma ve girişimleriyle tanınan Hukukçular Derneği’nin (bağlantı) çıkardığı son derece yenilikçi ve özgün bir dergi bu.
İdeal Hukuk&#8217;un İlk Sayısı




Derginin ilk sayısını geçen Pazar günü derginin sahibi ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.edebiyatvehukuk.org/wp-content/uploads/2010/02/idealhukuk-kapak1.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-1030" title="idealhukuk-kapak1" src="http://www.edebiyatvehukuk.org/wp-content/uploads/2010/02/idealhukuk-kapak1.jpg" alt="idealhukuk-kapak1" width="100" height="127" /></a>Hukuk dünyası yepyeni ve dopdolu bir yeni süreli yayınla tanıştı: İdeal Hukuk. Bir sivil toplum örgütü olarak köklü bir geçmişi olan; demokrasi ve insan hakları alanlarında da yetkin çalışma ve girişimleriyle tanınan Hukukçular Derneği’nin (<a href="http://www.hukukcular.org.tr/">bağlantı</a>) çıkardığı son derece yenilikçi ve özgün bir dergi bu.</p>
<h1 style="text-align: center;">İdeal Hukuk&#8217;un İlk Sayısı</h1>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">Derginin ilk sayısını geçen Pazar günü derginin sahibi ve Hukukçular Derneği Başkanı değerli meslektaşım Avukat Kamil Uğur Yaralı’nın elinden aldım ve içindeki makaleleri hemen heyecanla okuyup bitirdim. Derginin Genel Yayın Yönetmeni,  Avukat Ahmet Akcan.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">İdeal hukukun içinde çok şey var! En başta Jacques Verges. Ona ayrıca değineceğim ama önce her biri salt hukukçuları değil tüm toplumu çok ilgilendiren diğer konu başlıklarını vurgulayayım:</p>
<p style="text-align: justify;">İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nin tanıtımı, fakültenin profesörlerinden Adem Sözüer Hoca ile bir söyleşi, Avukat İsmail Say’ın köy boşaltmaları ve “Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkındaki 5233 Sayılı Kanun” kapsamında bulunan sorunlar ve çözüm yolları ile ilgili bir makalesi; Uluslararası Hukukçular Birliği etkinlikleri haberleri; demokratik açılım konusunda Avukat Hasip Kaplan ve öğretim üyesi Vahap Coşkun’un yazıları; Jean Monnet Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nin tanıtımı; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Türkiye Dosyası; <em>Renkli Simalar</em> başlığı altında Avukat ve Ebru Sanatçısı Eda Ronabar ile bir söyleşi; <em>Büyük Hukukçular</em> başlığı altında bilge hukukçu, ordinaryus profesör Ali Fuat Başgil’in hayatı ve çalışmaları; kitap tanıtımları, Avukat Yasin Şamlı’nın “Yeni Anayasa Türkiye İçin Ne Anlam İfade Ediyor?” ve Avukat Reşat Petek’in “Çözümün Adresi Demokratik Anayasa” başlıklı makaleleri; Mustafa Armağan’ın “Topkapı’da Osmanlı’nın Adalet Heykeli” başlıklı yazısı, Avukat Mustafa Tırtır’ın “Cumhurbaşkanı’nın Bireysel Sınırlı Özel Af Yetkisi” konusundaki makalesi,   profesör Vecdi Aral’ın “Kesin İnançlılar” başlıklı yazısı, Doçent Murat Yanık’ın “Yüksek Hakim ve Savcıların Görev Suçları Nedeniyle Yargılanması” konusundaki yazısı, Hukukçular Derneği’nin Kırım seyahati notlarını anlatan “Kırım ve Gözyaşı Çeşmesi” başlıklı yazı ile Endülüs seyahati notlarını anlatan “Endülüs’te Raks” başlıklı yazı; kitap ve fotoğraf sanatçısı Kamil Ercüment Atak’ın “Karşı Kıyıda Bizden Kalanlar” adlı fotoğraf sergisi tanıtımlarıyla salt içeriğiyle değil görsel malzemeleri, sayfa mizanpajıyla da ilgi çekici bir dergi. Siyasette hukuku, sanat ile hukuku yan yana ele alırken popülerlik ile derinlikli inceleme arasında altın ortayı bulmuş.</p>
<h1 style="text-align: center;">Jacques Verges Ziyareti</h1>
<p style="text-align: justify;">Ama derginin ilk sayısının kapağı ve ana konusu bir başka türlü parlıyor: İlk sayının kapağı dünyanın en tartışmalı ama bir o kadar da yetkin savunma avukatlarından Fransız Jacques Verges’e ayrılmış.  Hukukçular Derneği, Jacques Verges’i İstanbul’da konuk etmişti. İşte bu ilk sayıda Verges’in İstanbul seyahati ile ilgili tüm ayrıntılar ve Verges’in savunma felsefesi konusunda, üstad, Avukat Muhammet Emin Özkan’ın bir makalesi bulunuyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Jacques Verges’i Çakal Carlos, Saddam Hüseyin, Klaus Barbie,  Slobodan Miloseviç gibi adların avukatı olarak tanıyoruz. 1925’de Tayland’lı bir baba ile Fransız bir annenin oğlu olarak dünyaya gelen Verges, genç yaşında bir komunist ve nazi karşıtı bir direnişçi, mesleki yetişkin çağında ise terörist savaş suçlusu ve militan olarak yargılananları savunan bir liberteryen. Verges’in hayatı 2007’de Fransız yönetmen Barber Schroeder tarafından &#8221;Terörün Avukatı&#8221; adıyla filmleştirilmiş ve çok ünlü, bir o kadar da meydan okuyucu ve çarpıcı &#8221;Savunma Saldırıyor&#8221; adlı kitabı Vivet Kanetti tarafından Türkçeye çevrilmişti. Derginin bu ilk sayısında Jacques Verges’in 28 Mayıs 2009 tarihindeki İstanbul ziyareti vesilesiyle Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda Hukukçular Derneği tarafından düzenlenen konferansın notları ve Jacques Verges ve Savunma Sanatı başlığı altında Avukat Muhammet Emin Özkan’ın da çarpıcı bir yazısı bulunuyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Ürettiği yeni kavram ve uygulamalarıyla savunma avukatlığının çehresini değiştiren bir isim Jacques Verges. Kopuş ve uyum savunmaları adı verdiği farklı savunma yaklaşımlarını ortaya koyarken, her suçun topluma sorulmuş bir soru olduğunu ve bir hukuk sisteminde yargılanan sanıkların da sistemi, sistemin dışından ya da ötesinden sorguladığını anlatmıştır. Özellikle ‘kopuş savunması’, Türkiye’nin de yakın geçmişine damgasını vuran pek çok siyasal davasında tanık olduğumuz biçimde, yargılayanları yargılayan bir savunma anlayışı, ‘siz ve sözde adaletiniz’ diye söze giren bir ‘plaidoyer’ ve hukuk ile siyaseti birbiriyle buluşturan netameli bir çizgi olarak pek çok açıdan tahlil gerektiren bir olgu.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Avukat Kamil Uğur Yaralı ile Edebiyat ve Hukuk açısından da yararlı olabilecek yepyeni projelerden, işbirliği olanaklarından konuştuğumuz Pazar kahvaltımız çok verimli geçti. Hareketli bir avukat, entelektüel bir sivil toplumcu  ve genç demokrat meslektaşımızla bir araya gelmek bizi çok memnun etti.</strong></p>
<h1 style="text-align: center;">&#8221;Savunma Saldırıyor&#8221; Kitabı</h1>
<p style="text-align: justify;">Bu vesileyle Jacques Verges&#8217;in Metis Yayınları&#8217;ndan çıkan &#8220;Savunma Saldırıyor&#8221; adlı kitabınin yayınevi tanıtımını da aktaralım:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Özgün adı:</strong> De La Stratégie Judiciaire</p>
<p style="text-align: justify;">Çeviren: Vivet Kanetti</p>
<p style="text-align: justify;">Kapak Tasarımı: Semih Sökmen</p>
<p style="text-align: justify;">Kitabın Baskıları:</p>
<p style="text-align: justify;">İlk Basım: Nisan 1988</p>
<p style="text-align: justify;">2. Basım: Mayıs 2009</p>
<p style="text-align: justify;">&#8230;Kimsiniz? Neyi temsil ediyorsunuz? Nedir tarihsel olarak varlık nedeniniz? Bunlar yargıçların, savcıların ve sanıkların her davanın eşiğinde kendi kendilerine sormaları gereken sorular.</p>
<p style="text-align: justify;">Savunma politikasında her zaman iki yöntem olmuştur: Varolan adalet mekanizmasını kabul eden uyum savunmaları (Dreyfus, Challe) ve yeni bir gerçekliği gözler önüne sermeyi hedefleyen kopuş savunmaları (Sokrates, Dimitrov). Birinciler kafalarını kurtarırken, ikinciler davalarını kazanmışlardır.</p>
<p style="text-align: justify;">Davaların, mahkeme salonunun dört duvarı arasında kalmadığı, dünyanın gözleri ve kulakları önünde yer aldığı günümüzde, hem davasını kazanıp hem de kafasını kurtaranların sayısı artmaktadır. &#8220;Uygarlık&#8221;larının ve ellerinde tuttukları öldürme gücünün verdiği güvenle davranan tuzukurular, &#8220;adaletlerinin&#8221; geçerliğinin kalmadığını, tek söz söyleme hakkının kendilerinde olmadığını anlamalıdırlar artık.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><strong><br />
</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edebiyatvehukuk.org/kopus-savunmasi-ile-jacques-verges-dosyasi-ideal-hukuk-dergisinde.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kritik Dergisi&#8217;nin &#8220;Edebiyat&#8217;ın Cinsiyeti&#8221; Başlıklı Sayısı Çıktı</title>
		<link>http://www.edebiyatvehukuk.org/kritik-dergisinin-edebiyatin-cinsiyeti-baslikli-sayisi-cikti.html</link>
		<comments>http://www.edebiyatvehukuk.org/kritik-dergisinin-edebiyatin-cinsiyeti-baslikli-sayisi-cikti.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Nov 2009 19:19:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Öykü Didem Aydın</dc:creator>
				<category><![CDATA[GÖZE ÇARPANLAR]]></category>
		<category><![CDATA[Aslı Güneş]]></category>
		<category><![CDATA[Ayşe Saraçgil]]></category>
		<category><![CDATA[Ayten Sönmez]]></category>
		<category><![CDATA[Bahadır Sürelli]]></category>
		<category><![CDATA[Bahar Gökpınar]]></category>
		<category><![CDATA[Bedensiz Kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[Boccaccio’nun Kadınları]]></category>
		<category><![CDATA[Çimen Günay Erkol]]></category>
		<category><![CDATA[Cins-i Lâtif” in Kalemindeki Bireysel Düşten Toplumsal Gerçeğe Uzanan Yol]]></category>
		<category><![CDATA[Cinselliğin Temsilî Anlatımı Açısından Divan Şiirinde Su]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsiyet Sarhoşluğu: Bir Düğün Gecesi’nde Askerlik ve Erkeklik]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet’in ana-babaları]]></category>
		<category><![CDATA[Ebeveynlik ve milli toplumun inşası]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyatın cisnsiyeti]]></category>
		<category><![CDATA[Fahişeler]]></category>
		<category><![CDATA[Gelibolulu Mustafa ‘Âlî’nin Mevâ‘ıdü’n Nefâis Fî-Kavâ‘ıdi’l]]></category>
		<category><![CDATA[Hanımefendiler]]></category>
		<category><![CDATA[İntibah’ta Erkek Narsisizmi  Seher Özkök]]></category>
		<category><![CDATA[İşçiler]]></category>
		<category><![CDATA[Kemalist Anneler]]></category>
		<category><![CDATA[Klâsik Türk Edebiyatında Erkek Güzelliği Ve Erkek Aşkı Anlayışı: Cinâni Örneği]]></category>
		<category><![CDATA[Kritik]]></category>
		<category><![CDATA[Masumiyet Müzesi Romanı ve Hiperreal Masumiyet Müzesi “Gerçeği” Hakkında Feminist Bir Eleştiri: Fetişizm ve Voyörizm Kıskacında “Hiç-Yok” Olan Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Mecâlis’ indeki Kadına Bakış Bağlamında Divan Şiirindeki Sevgili Tipine Bir Yaklaşım Denemesi]]></category>
		<category><![CDATA[meşrutiyet edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[Modern Hayatın Yazarları  Fırat Güllü]]></category>
		<category><![CDATA[Müge Yılmaztürk]]></category>
		<category><![CDATA[Müstehcen Meşrutiyet Edebiyatında Kadın Cinselliği]]></category>
		<category><![CDATA[N. Kıvılcım Yavuz]]></category>
		<category><![CDATA[Naciye Nasıl Kurtulur]]></category>
		<category><![CDATA[Naim Atabağsoy]]></category>
		<category><![CDATA[Osman Ünlü]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı Modernleşme Sürecinde Denetimsiz Bedenler]]></category>
		<category><![CDATA[Öykü Didem Aydın]]></category>
		<category><![CDATA[Öznur Şahin]]></category>
		<category><![CDATA[Panel: Tanzimat Dönemi Dramatik Edebiyatına Kültürel Çoğulcu Bir Bakış]]></category>
		<category><![CDATA[Sefile ve Nemide  Burcu Karahan]]></category>
		<category><![CDATA[Solcu Kızlar: Yenişehir’de Bir Öğle Vakti ve Kırk Yedi’liler’de Kadınların Özneleşme Mücadeleleri]]></category>
		<category><![CDATA[tanzimat edebiyatında kültürel çoğulcu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edebiyatvehukuk.org/?p=741</guid>
		<description><![CDATA[
Kritik&#8217;in dördüncü sayısı çıktı. Bu sayının başlığı &#8220;Edebiyatın Cinsiyeti&#8221;. Derginin şimdilik sadece İstanbul&#8217;daki kitapçılarda bulunduğunu ama önümüzdeki günlerde başka kentlerde de elden geldiğince dağıtılacağını öğrendim.
Bu sayının içeriği:
N. Kıvılcım Yavuz
-Boccaccio’nun Kadınları
Osman Ünlü
-Klâsik Türk Edebiyatında Erkek Güzelliği Ve Erkek Aşkı Anlayışı: Cinâni Örneği
Naim Atabağsoy
-Gelibolulu Mustafa ‘Âlî’nin Mevâ‘ıdü’n Nefâis Fî-Kavâ‘ıdi’l-Mecâlis’ indeki Kadına Bakış Bağlamında Divan Şiirindeki Sevgili Tipine [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.edebiyatvehukuk.org/wp-content/uploads/2009/11/images1.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-742" title="images" src="http://www.edebiyatvehukuk.org/wp-content/uploads/2009/11/images1.jpg" alt="images" width="100" height="117" /></a></p>
<p>Kritik&#8217;in dördüncü sayısı çıktı. Bu sayının başlığı &#8220;Edebiyatın Cinsiyeti&#8221;. Derginin şimdilik sadece İstanbul&#8217;daki kitapçılarda bulunduğunu ama önümüzdeki günlerde başka kentlerde de elden geldiğince dağıtılacağını öğrendim.</p>
<p>Bu sayının içeriği:</p>
<p>N. Kıvılcım Yavuz<br />
-Boccaccio’nun Kadınları</p>
<p>Osman Ünlü<br />
-Klâsik Türk Edebiyatında Erkek Güzelliği Ve Erkek Aşkı Anlayışı: Cinâni Örneği</p>
<p>Naim Atabağsoy<br />
-Gelibolulu Mustafa ‘Âlî’nin Mevâ‘ıdü’n Nefâis Fî-Kavâ‘ıdi’l-Mecâlis’ indeki Kadına Bakış Bağlamında Divan Şiirindeki Sevgili Tipine Bir Yaklaşım Denemesi</p>
<p>Bahar Gökpınar<br />
-Cins-i Lâtif” in Kalemindeki Bireysel Düşten Toplumsal Gerçeğe Uzanan Yol</p>
<p>Bahadır Sürelli<br />
-Cinselliğin Temsilî Anlatımı Açısından Divan Şiirinde Su</p>
<p>Müge Yılmaztürk<br />
-İntibah’ta Erkek Narsisizmi</p>
<p>Seher Özkök<br />
-Osmanlı Modernleşme Sürecinde Denetimsiz Bedenler, Bedensiz Kadınlar: Sefile ve Nemide</p>
<p>Burcu Karahan<br />
-Naciye Nasıl Kurtulur?: Müstehcen Meşrutiyet Edebiyatında Kadın Cinselliği</p>
<p>Ayşe Saraçgil<br />
-Cumhuriyet’in ana-babaları. Ebeveynlik ve milli toplumun inşası</p>
<p>Ayten Sönmez<br />
-Fahişeler, İşçiler, Hanımefendiler</p>
<p>Çimen Günay-Erkol<br />
-Cinsiyet Sarhoşluğu: Bir Düğün Gecesi’nde Askerlik ve Erkeklik</p>
<p>Öznur Şahin<br />
-Kemalist Anneler, Solcu Kızlar: Yenişehir’de Bir Öğle Vakti ve Kırk Yedi’liler’de Kadınların Özneleşme Mücadeleleri</p>
<p>Öykü Didem Aydın<br />
-Masumiyet Müzesi Romanı ve Hiperreal Masumiyet Müzesi “Gerçeği” Hakkında Feminist Bir Eleştiri: Fetişizm ve Voyörizm Kıskacında “Hiç-Yok” Olan Kadın</p>
<p>Aslı Güneş<br />
-Modern Hayatın Yazarları</p>
<p>Fırat Güllü<br />
-Panel: Tanzimat Dönemi Dramatik Edebiyatına Kültürel Çoğulcu Bir Bakış</p>
<p>Kritik&#8217;e abone olmak için:<br />
<a onmousedown="UntrustedLink.bootstrap($(this), &quot;12ba114b2d4be3ef2a51af2f5082e5ba&quot;, event)" rel="nofollow" href="http://kritikdergi.wordpress.com/satis-abonelik/" target="_blank"><span>http://kritikdergi.wordpre</span>ss.com/satis-abonelik/</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edebiyatvehukuk.org/kritik-dergisinin-edebiyatin-cinsiyeti-baslikli-sayisi-cikti.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;Edebiyatın Cinsiyeti&#8221; Pek Yakında Kritik Dergisi&#8217;nde</title>
		<link>http://www.edebiyatvehukuk.org/714.html</link>
		<comments>http://www.edebiyatvehukuk.org/714.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Nov 2009 02:03:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Öykü Didem Aydın</dc:creator>
				<category><![CDATA[GÖZE ÇARPANLAR]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Sait Akçay]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Koçak]]></category>
		<category><![CDATA[Ayşe Öykü İş]]></category>
		<category><![CDATA[Berat Açıl]]></category>
		<category><![CDATA[Çiğdem Kurt]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel şiddet ve edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[cinsiyet temelli]]></category>
		<category><![CDATA[cinsiyet ve edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[cinsiyetli varlık]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat ve annelik]]></category>
		<category><![CDATA[EDEBİYAT VE HUKUK]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyatın cinsiyeti]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyatta kadın]]></category>
		<category><![CDATA[erkek ve edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[erkeklik]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsellik ve edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Fatih Altuğ]]></category>
		<category><![CDATA[feminist eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[feminizm]]></category>
		<category><![CDATA[Gülşah Taşkın]]></category>
		<category><![CDATA[kadın hareketi ve edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[kadın ve edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlık]]></category>
		<category><![CDATA[Kritik]]></category>
		<category><![CDATA[Kritik Dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[lezbiyenlik ve edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Fatih Uslu.]]></category>
		<category><![CDATA[Öykü Didem Aydın]]></category>
		<category><![CDATA[Pelin Aslan]]></category>
		<category><![CDATA[Veysel Öztürk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edebiyatvehukuk.org/?p=714</guid>
		<description><![CDATA[Kritik Dergisi, edebiyat eleştirisi alanında kapsamlı, derinlikli dosyalarıyla ve  yeni anlatım teknik ve arayışlarıyla zenginleşmiş akademik incelemeleriyle tanınıyor. Kritik, pek yakında çıkacak 4. sayısında edebiyat kurumunun toplumsal cinsiyetle bağıntılarını derinlemesine tartışmayı amaçlıyor. Dergide çıkacak yazıları okumak için sabırsızlanıyor, aynı sayıda bir yazımın çıkacak olmasına ayrıca seviniyorum.  Kritik&#8217;in 5. sayısı &#8220;edebiyat ve ekonomi&#8221; konusunu ele [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.edebiyatvehukuk.org/wp-content/uploads/2009/11/Kritik.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-721" title="Kritik" src="http://www.edebiyatvehukuk.org/wp-content/uploads/2009/11/Kritik.jpg" alt="Kritik" width="137" height="100" /></a>Kritik Dergisi, edebiyat eleştirisi alanında kapsamlı, derinlikli dosyalarıyla ve  yeni anlatım teknik ve arayışlarıyla zenginleşmiş akademik incelemeleriyle tanınıyor. <strong>Kritik, pek yakında çıkacak 4. sayısında edebiyat kurumunun toplumsal cinsiyetle bağıntılarını derinlemesine tartışmayı amaçlıyor. </strong>Dergide çıkacak yazıları okumak için sabırsızlanıyor, aynı sayıda bir yazımın çıkacak olmasına ayrıca seviniyorum.  Kritik&#8217;in 5. sayısı <strong>&#8220;edebiyat ve ekonomi&#8221; </strong>konusunu ele alacak. 6. sayıda ise, konuk editörlüğüm altında <strong>&#8220;edebiyat ve hukuk&#8221;</strong> dosyası bulunacak. &#8220;Edebiyat ve Hukuk&#8221; sayısı için hazırlıklarımızı buradan ayrıca duyuracağım.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">Gelecek sayının içeriğinin, Dergi&#8217;nin internet sitesinde ve facebook grubunda verdiği özetini (küçük değişiklikler ve farklı vurgularla) aşağıya ekliyorum:  &#8220;Edebiyatın cinsiyetli varoluşumuzu ne şekilde dolayımladığını ve bunun siyasal, kültürel, ekonomik ve dinsel olanla hangi biçimlerde kesiştiğini kavramak için edebiyatın toplumsal cinsiyet pratikleriyle nasıl biçimlendirildiğini anlamak kadar, bu pratikleri nasıl biçimlendirdiğini çözümlemenin de gerekli olduğunu düşünüyoruz. Bu ilkeleri benimseyen aşağıdaki sorulardan yola çıkarak bir metni, dönemi, akımı, olguyu ya da söylemi ele alan yazıları [gelecek sayıda bulacaksınız]  Dergi hakkında daha ayrıntılı bilgi için: <a onmousedown="UntrustedLink.bootstrap($(this), &quot;877640f5b1149f7836aa827048bb3cf7&quot;, event)" rel="nofollow" href="http://kritikdergi.com/" target="_blank">http://kritikdergi.com</a> (<a href="http://kritikdergi.com/">Bağlantı</a>)</p>
<p style="text-align: justify;">* Cinsiyetli varlığımızın –edebî olsun olmasın- anlatıya dönüştürülmesi ne anlama gelmektedir? Bu cinsiyetli varlık hangi biçimlerde anlatılaştırılmaktadır?</p>
<p style="text-align: justify;">* Kadınlık, erkeklik, eşcinsellik, gaylik, lezbiyenlik, travestilik, transseksüellik, biseksüellik, aseksüellik vb. gibi cinsiyet hâllerinin birbiriyle çakışan ve çatışan biçimleri edebiyatta nasıl temsil edilmektedir?</p>
<p style="text-align: justify;">* Toplumsal cinsiyetin sosyalizm, Kemalizm, milliyetçi hareket, İslamcılık, Kürt hareketi vb. gibi siyasal projelerle karşılaştığı bir ara-alan olarak edebiyatı nasıl kavramsallaştırabiliriz?</p>
<p style="text-align: justify;">* Sınıf ve toplumsal cinsiyet arasındaki girift ilişki edebî metinlerde hangi biçimlere bürünmektedir?</p>
<p style="text-align: justify;">* Dinsel tecrübenin (özellikle başörtüsü meselesinin) edebîleştirilme anlarında toplumsal cinsiyet ne şekilde devreye girmektedir?</p>
<p style="text-align: justify;">* Militarizmin gölgesinde ya da karşısında yer alan anlatılarda toplumsal cinsiyetin işlevi nedir?</p>
<p style="text-align: justify;">* Osmanlı edebiyatında cinsiyeti ne şekilde tarihselleştirebiliriz?</p>
<p style="text-align: justify;">* Modern Osmanlı edebiyatının oluşumunda heteroseksüel olmayan cinsel deneyimler ne şekilde içerilmiş ya da dışlanmıştır?</p>
<p style="text-align: justify;">* Edebiyat cinsel sapkınlıkla normalliği hangi biçimlerde inşa etmektedir?</p>
<p style="text-align: justify;">* Cinsiyetlerin karşılaşma noktaları ne şekilde edebîleştirilmektedir?</p>
<p style="text-align: justify;">* Cinsel şiddetin edebî temsillerini nasıl çözümleyebiliriz?</p>
<p style="text-align: justify;">* Kadın hareketi ve eşcinsel hareketin yükselişinin edebiyata yansımaları nelerdir?</p>
<p style="text-align: justify;">* Edebiyat annelik, babalık ve aile deneyimlerini hangi biçimlerde ifade etmektedir?</p>
<p style="text-align: justify;">* Arzulayan, erotik ya da pornografik bir varlık olarak bedenin sözcüklerle inşa edilmesi ne şekilde olmaktadır?</p>
<p style="text-align: justify;">* Doğanın edebî temsilleri nasıl bir toplumsal cinsiyet dolayımı ortaya koymaktadır?</p>
<p style="text-align: justify;">* Şarkiyatçı ya da garbiyatçı söylemlerin belirdiği edebî metinlerde toplumsal cinsiyet ne şekilde devreye girmektedir?</p>
<p style="text-align: justify;">* Belirli bir cinsiyet kimliği üzerinden okuma / eleştiri yapmak söz konusu kimliği ve metinleri nasıl kurmakta, dönüştürmekte ve anlamlandırmaktadır?</p>
<p style="text-align: justify;">* Cinsiyet temelli bir harekete bağlanmak edebiyat eleştirisi yapma pratiğimizi hangi biçimlerde etkilemektedir?</p>
<p style="text-align: justify;">* Feminist eleştirinin önemli odak noktalarından biri olan “görünmezleştirilen metin, yazar ve kimlikleri görünür kılma çabası” ışığında toplumsal cinsiyete duyarlı bir edebiyat tarihçiliği nasıl inşa edilebilir?&#8221;</p>
<h1 style="text-align: center;">Kritik Hakkında</h1>
<p style="text-align: center;"><strong><em>&#8220;Kritik </em></strong>altı ayda bir yayınlanan bağımsız edebiyat eleştirisi dergisidir.</p>
<p style="text-align: center;">Her sayısında ayrı bir dosyaya yer verilen <strong><em>Kritik </em></strong>dosya dışı yazılara da açıktır.</p>
<p style="text-align: center;">Dosya konuları iki sayı (bir yıl) öncesinden ilan edilir.</p>
<p style="text-align: center;">Dergiye gönderilen yazıların yayınlanmayacağına iki hakemin değerlendirmesinden sonra karar  verilir.&#8221;</p>
<p style="text-align: center;">(Kaynak: Derginin internet sitesi)</p>
<h1 style="text-align: center;">Kritik&#8217;in Künyesi</h1>
<div id="content">
<div id="post-15">
<div>
<div>
<p align="center"><strong>Sahibi</strong></p>
<p align="center">Venn Ajans</p>
<p align="center">
<p align="center"><strong>Sorumlu Yazı İşleri</strong></p>
<p align="center">Veysel Öztürk</p>
<p align="center">
<p align="center"><strong>Genel Yayın Yönetmeni</strong></p>
<p align="center">Fatih Altuğ</p>
<p align="center"><strong> </strong></p>
<p align="center"><strong>Yayın Kurulu</strong></p>
<p align="center">Berat Açıl, Ahmet Sait Akçay, Pelin Aslan,</p>
<p align="center">Ayşe Öykü İş, Çiğdem Kurt,</p>
<p align="center">Veysel Öztürk, Gülşah Taşkın, Mehmet Fatih Uslu.</p>
<p align="center"><strong> </strong></p>
<p align="center"><strong>Kapak / Mizanpaj</strong></p>
<p align="center">Ali Koçak</p>
<p align="center">(Kaynak: Derginin internet sitesi)</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edebiyatvehukuk.org/714.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Senem Dere&#8217;nin &#8220;Hülya Saat&#8221;i&#8230;</title>
		<link>http://www.edebiyatvehukuk.org/senem-derenin-hulya-saati.html</link>
		<comments>http://www.edebiyatvehukuk.org/senem-derenin-hulya-saati.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 20 Oct 2009 13:03:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Öykü Didem Aydın</dc:creator>
				<category><![CDATA[GÖZE ÇARPANLAR]]></category>
		<category><![CDATA[2009 kitaplar]]></category>
		<category><![CDATA[Adil Giray Çelik]]></category>
		<category><![CDATA[Aka Gündüz]]></category>
		<category><![CDATA[Akif Kurtuluş]]></category>
		<category><![CDATA[Asaf Halet Çelebi]]></category>
		<category><![CDATA[Avukat yazar]]></category>
		<category><![CDATA[Ayhan Bozfırat]]></category>
		<category><![CDATA[Aysel Alpsal]]></category>
		<category><![CDATA[Balzac]]></category>
		<category><![CDATA[Behçet Çelik]]></category>
		<category><![CDATA[Berin Taşan]]></category>
		<category><![CDATA[Burhan Felek]]></category>
		<category><![CDATA[Celal Çumrah]]></category>
		<category><![CDATA[Cem Bayındır]]></category>
		<category><![CDATA[Çetin Altan]]></category>
		<category><![CDATA[Çetin Yetkin]]></category>
		<category><![CDATA[Ceyhun Can]]></category>
		<category><![CDATA[Demir Özlü]]></category>
		<category><![CDATA[Ebubekir Eroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[EDEBİYAT VE HUKUK]]></category>
		<category><![CDATA[Ercüment Uçarı]]></category>
		<category><![CDATA[Erdal Öz]]></category>
		<category><![CDATA[Erhan Bener]]></category>
		<category><![CDATA[Faruk Ergöktaş]]></category>
		<category><![CDATA[Ferit Öngören]]></category>
		<category><![CDATA[Fuat Köprülü]]></category>
		<category><![CDATA[Fuat Köprülü'nün]]></category>
		<category><![CDATA[Grimm]]></category>
		<category><![CDATA[Gülten Akın]]></category>
		<category><![CDATA[Halil Kocagöz]]></category>
		<category><![CDATA[Hamit Macit Selekler]]></category>
		<category><![CDATA[Hasan Ali Toptaş]]></category>
		<category><![CDATA[hukukçu şailer]]></category>
		<category><![CDATA[hukukçu yazar]]></category>
		<category><![CDATA[Hülya Saat]]></category>
		<category><![CDATA[İbrahim Alaettin Gövsa]]></category>
		<category><![CDATA[İlhan Selçuk]]></category>
		<category><![CDATA[İlhan Tarus]]></category>
		<category><![CDATA[İrfan Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[İsmail Habib Sevük]]></category>
		<category><![CDATA[İsmet Kemal Karadayı]]></category>
		<category><![CDATA[John Grisham]]></category>
		<category><![CDATA[Kafka]]></category>
		<category><![CDATA[Kemal Burkay]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Akif Tutumlu]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Behçet Yazar]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Behçet Yazar'ın]]></category>
		<category><![CDATA[Metin Önal Mengüşoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Mithat Cemal]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Necati Karaer]]></category>
		<category><![CDATA[Müştak Erenus]]></category>
		<category><![CDATA[Muvaffak Sami Onat]]></category>
		<category><![CDATA[Necati Cumalı]]></category>
		<category><![CDATA[Necati Haksun]]></category>
		<category><![CDATA[Necip Alsan]]></category>
		<category><![CDATA[Niyazi Akıncıoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Nüzhet Erman]]></category>
		<category><![CDATA[Oktay Rifat]]></category>
		<category><![CDATA[Onay Sözer]]></category>
		<category><![CDATA[Orhan Hançerlioğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Orhan Seyfi Orhon]]></category>
		<category><![CDATA[Öykü Didem]]></category>
		<category><![CDATA[Özgür Yayınları]]></category>
		<category><![CDATA[Rasim Özdenören]]></category>
		<category><![CDATA[Sabri Kuşkonmaz]]></category>
		<category><![CDATA[şair yazar hukukçu]]></category>
		<category><![CDATA[Samet Ağaoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Sami Selçuk]]></category>
		<category><![CDATA[Selçuk Baran]]></category>
		<category><![CDATA[Şemsi Belli]]></category>
		<category><![CDATA[Senem Dere]]></category>
		<category><![CDATA[Şevket Rado]]></category>
		<category><![CDATA[Şinasi Özdenoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Subutay Hikmet Karahasanoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Tahir Abacı]]></category>
		<category><![CDATA[Taner Ay]]></category>
		<category><![CDATA[tanıtım yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Tektaş Ağaoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Teoman Ergül]]></category>
		<category><![CDATA[Tucholsky]]></category>
		<category><![CDATA[Turgay Fişekçi]]></category>
		<category><![CDATA[Turhan Oğuzbaş]]></category>
		<category><![CDATA[Uğur Mumcu]]></category>
		<category><![CDATA[Ümran Nazif]]></category>
		<category><![CDATA[Veysel Gültaş]]></category>
		<category><![CDATA[Vüs'at O. Bener]]></category>
		<category><![CDATA[Yakup Kadri Karaosmanoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[yeni kitalar]]></category>
		<category><![CDATA[Yiğit Okur]]></category>
		<category><![CDATA[Zeyyat Selimoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Ziya Osman Saba]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edebiyatvehukuk.org/?p=674</guid>
		<description><![CDATA[
Giriş
Batı edebiyatında ve Türkiye&#8217;de Dichterjuristen- (Şair-yazar  hukukçu) denilen, kalabalıkça  bir grup edebiyatçı var. Jakob Grimm&#8217;den, Balzac&#8217;a, Balzac&#8217;tan Kafka&#8217;ya, Kafka&#8217;dan Tucholsky&#8217;ye kadar pek farklı farklı pek/enli/yılankavi kıvrılan bir edebiyat hali. Anglo-American edebiyatında,  hem klasik yazarlar arasında hem de özellikle popüler romanda &#8220;lawyer novelist&#8221;ler az değil. John Grisham çok-satar yakın zaman örneklerinden biri. Başka diller [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.edebiyatvehukuk.org/wp-content/uploads/2009/10/101633_s.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-675" title="Hülya Saat_s" src="http://www.edebiyatvehukuk.org/wp-content/uploads/2009/10/101633_s.jpg" alt="Hülya Saat_s" width="90" height="141" /></a></p>
<h1 style="text-align: justify;">Giriş</h1>
<p style="text-align: justify;">Batı edebiyatında ve Türkiye&#8217;de Dichterjuristen- (Şair-yazar  hukukçu) denilen, kalabalıkça  bir grup edebiyatçı var. Jakob Grimm&#8217;den, Balzac&#8217;a, Balzac&#8217;tan Kafka&#8217;ya, Kafka&#8217;dan Tucholsky&#8217;ye kadar pek farklı farklı pek/enli/yılankavi kıvrılan bir edebiyat hali. Anglo-American edebiyatında,  hem klasik yazarlar arasında hem de özellikle popüler romanda &#8220;lawyer novelist&#8221;ler az değil. John Grisham çok-satar yakın zaman örneklerinden biri. Başka diller edebiyatlarında da tabii çokça Dichterjurist var. Türkçe edebiyatta örnekleri az mı? Hayır. Sayısız.</p>
<p style="text-align: justify;">Avukat Cem Bayındır, &#8220;Hukuk, Yazın (Edebiyat) İlişkisi&#8221; <a href="http://www.elazigbarosu.org.tr/dokuman/haberler/ana/369/barodergisis.pdf">(bağlantı) </a>adlı ilgi çekici yazısında hem Osmanlı, hem Cumhuriyet dönemi edebiyatımıza gün ışığı düşüren belli başlı şair/yazar hukukçuların adlarına yer vermiş. Bayındır&#8217;ın uzun listesinden modern zamanların bazı adlarına biz de yer verelim:</p>
<p style="text-align: justify;">&#8230;Fuat Köprülü, İbrahim Alaettin Gövsa, İsmail Habib Sevük, Mehmet Behçet Yazar, Mithat Cemal, Burhan Felek, Samet Ağaoğlu, Orhan Seyfi Orhon, Hamit Macit Selekler, Aka Gündüz, Şevket Rado, Ümran Nazif, İlhan Tarus, Oktay Rifat, Niyazi Akıncıoğlu, Necati Cumalı, Gülten Akın, Demir Özlü, Necip Alsan, Vüs&#8217;at O. Bener, Erhan Bener, Tektaş Ağaoğlu, Orhan Hançerlioğlu, Muvaffak Sami Onat, Ziya Osman Saba, Asaf Halet Çelebi, Çetin Altan, İlhan Selçuk, Uğur Mumcu, Zeyyat Selimoğlu, Ercüment Uçarı, Turhan Oğuzbaş, Şemsi Belli, Nüzhet Erman, Fuat Köprülü&#8217;nün, Mehmet Behçet Yazar&#8217;ın, Aysel Alpsal, Ayhan Bozfırat, Berin Taşan, Kemal Burkay, Ferit Öngören, Şinasi Özdenoğlu, Celal Çumrah, Halil Kocagöz, Mustafa Necati Karaer, Rasim Özdenören, İsmet Kemal Karadayı, Çetin Yetkin, Subutay Hikmet Karahasanoğlu, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Erdal Öz, Selçuk Baran, Müştak Erenus, Faruk Ergöktaş, Ceyhun Can, Onay Sözer, Yiğit Okur, Necati Haksun, Ebubekir Eroğlu, Metin Önal Mengüşoğlu, Tahir Abacı, Turgay Fişekçi, Akif Kurtuluş, Behçet Çelik, Taner Ay, Teoman Ergül, Adil Giray Çelik, Veysel Gültaş, Sabri Kuşkonmaz, İrfan Yıldız, Sami Selçuk&#8230;”</p>
<p style="text-align: justify;">Öte yandan Bayındır’ın ifadesi ile &#8220;hukukun yazgı belirleyici” olduğu büyük yapıtlar yaratan (örneğin Ahmet Hamdi Tanpınar, Orhan Kemal, Halikarnas Balıkçısı –Cevat Şakir-) ya da hukuk ile ilgili iş ve uğraşları olmuş,  &#8220;hukuki kurumlar&#8221;da çalışmış yaratıcılar da çok sayıdadır. Hukuk öğrenimini bırakan şair ve yazarlar da o kadar çok. Hangi kişisel hikayeye dayanırsa dayansın, hukuktan çok ya da hukukla birlikte, kimi zaman da artık hukuku “geçmiş”e gömerek edebiyata tutunmuş yaratıcı fazla.</p>
<p style="text-align: justify;">Hukukçu yazarlar zaman zaman &#8220;hukuk ve edebiyata&#8221; dair biçemsel bir sarkaç da sezdirirler yapıtlarında. Kimileri hukuku tümüyle bir tarafa bırakmış görünse de gizli bir &#8220;hakçalık&#8221; peşindelik de sezilir yapıtlarında. Katlanılamadığı için hakkında kelam edilmesi pek zor hukuksal öykülere kontrpuan yazarcasına büyülü gerçeksel veya tümüyle düşsel sandallarla gezinenleri de az değildir.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">Belki de yazarın, hukukçuğu ile yaratıcılığı arasında Schlink&#8217;in -iyi bir köşeye not ettiğim- bir şiirinde duyumsanan türden bir gel-git var. Bir şair-hukukçunun (Bernhard Schlink&#8217;in), başka bir  şair-hukukçuyu (Michael Berg) &#8220;kahraman&#8221; yaptığı meşhur &#8220;Okuyucu&#8221; adlı eserinden:</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Birbirimizi  açarsak</p>
<p style="text-align: justify;">Sen seni bana ve ben sana  beni</p>
<p style="text-align: justify;">Dalarsak</p>
<p style="text-align: justify;">Benim içime sen, ben senin  içine,</p>
<p style="text-align: justify;">Tükenirsek</p>
<p style="text-align: justify;">Sen bende, ben  sende</p>
<p style="text-align: justify;">O zaman ben, benim</p>
<p style="text-align: justify;">ve sen, sensin&#8221; (çeviren Öykü Didem Aydın)</p>
<p style="text-align: justify;">Bir şair-hukukçuyu kahramanı yapan bir diğer  şair-hukukçunun, yani Schlink&#8217;in sözleri mi, yoksa kahramanı Michael Berg&#8217;in mi  hala merak ediyorum. Ve burada yazarı, anlatım-dilini ve anlatıyı tümel bir  birlik olarak alan yaklaşımı da hayranlıkla duyumsuyorum.</p>
<h2 style="text-align: justify;">Şimdi, Türkiye&#8217;nin geniş öykücü romancı hukukçular antolojisinin yeni bir adından sözetmek istiyorum:</h2>
<p style="text-align: justify;">Avukat Senem Dere&#8217;nin öykü kitabı &#8220;Hülya Saat&#8221; Özgür Yayınları&#8217;ndan çıktı. Yarın kitapçılarda olacağını duydum ve heyecanla bekliyorum okumak için. Hukukçu yaratıcıları hukukçu yönleriyle de tanıtmak doğru mu bilmiyorum ama &#8220;öyküleri okuyana kadar&#8221; bunun bir zararı olmasa gerek:) Çünkü Senem Dere&#8217;nin her iki &#8220;taraf&#8221;tan meslektaşımız olması bizi ayrıca sevindirdi.</p>
<h1 style="text-align: justify;">İşte &#8220;Hülya Saat&#8221;in Tanıtım Yazısı:</h1>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Bir bilmece örneği yaşamlar; birbiriyle ilişkili, ilintili…</p>
<p>Örümcek ağıyla örülmüş…</p>
<p>Her ip ötekine bağlı, her ip ötekinden olabildiğince uzak. Hem teğet, hem iç içe…</p>
<p>İlk kitabı Hülya Saat’te Senem Dere, hikâyelerini dilin en yalın ve duru haliyle dokumuş. Bütün hikâyeler birbirinin içinde, hepsi bu saatin ayrılmaz bir parçası, her biri bu saatin dakikaları, saniyeleri, görülmez anları…&#8221; (Tanıtım Yazısından)</p>
<p style="text-align: justify;">Senem Dere&#8217;nin öykülerini okumak için sabırsızlanıyoruz.</p>
<table style="height: 172px;" border="0" cellspacing="1" cellpadding="3" width="623">
<tbody>
<tr>
<td align="left"><span><br />
</span><span> Yayın Yılı: 2009</span></p>
<p><span> 120 sayfa</span></p>
<p><span> 13,5&#215;21 cm</span></p>
<p><span> Karton Kapak</span></p>
<p><span> ISBN:9754472714</span></p>
<p><span> Dili: TÜRKÇE</span></td>
</tr>
</tbody>
</table>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edebiyatvehukuk.org/senem-derenin-hulya-saati.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Agos Gazetesi Kitap Eki&#8217;nin 2009 Eylül Sayısında&#8230;</title>
		<link>http://www.edebiyatvehukuk.org/gercek-sizi-ozgur-kilacaktir-hangi-gercek.html</link>
		<comments>http://www.edebiyatvehukuk.org/gercek-sizi-ozgur-kilacaktir-hangi-gercek.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 16 Sep 2009 12:46:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Öykü Didem Aydın</dc:creator>
				<category><![CDATA[EDEBİYAT VE HUKUK]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyatta Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[GÖZE ÇARPANLAR]]></category>
		<category><![CDATA[Yapıt Çözümlemeleri]]></category>
		<category><![CDATA[2009]]></category>
		<category><![CDATA[2009 kitaplar]]></category>
		<category><![CDATA[2009 romanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Agos]]></category>
		<category><![CDATA[Agos Zeitung]]></category>
		<category><![CDATA[Alman romantizmi]]></category>
		<category><![CDATA[Almancı]]></category>
		<category><![CDATA[Almanya]]></category>
		<category><![CDATA[Almanya göç]]></category>
		<category><![CDATA[Almanya Milliyetçi Partisi]]></category>
		<category><![CDATA[Almanya'da Türk]]></category>
		<category><![CDATA[aşk ve polisiye]]></category>
		<category><![CDATA[Aşkın]]></category>
		<category><![CDATA[Auschwitz]]></category>
		<category><![CDATA[azınlıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Bosna suç]]></category>
		<category><![CDATA[Çehov'un Silahı]]></category>
		<category><![CDATA[çete]]></category>
		<category><![CDATA[Cihad]]></category>
		<category><![CDATA[cinayet roman]]></category>
		<category><![CDATA[çok söylemlilik]]></category>
		<category><![CDATA[çoksöylem]]></category>
		<category><![CDATA[dava]]></category>
		<category><![CDATA[dazlak]]></category>
		<category><![CDATA[dazlaklar]]></category>
		<category><![CDATA[De Profundis]]></category>
		<category><![CDATA[deconstruction turkish]]></category>
		<category><![CDATA[deus ex machina]]></category>
		<category><![CDATA[deutsch türkische Literatur]]></category>
		<category><![CDATA[Deutschland Literatur]]></category>
		<category><![CDATA[Dichterjurist Türkei]]></category>
		<category><![CDATA[dışavurum]]></category>
		<category><![CDATA[Doğu Alman suç]]></category>
		<category><![CDATA[doğu ve batı]]></category>
		<category><![CDATA[Dr. Aşkın Cem Vonalı]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Eski]]></category>
		<category><![CDATA[Eski Sinagog Meydanı]]></category>
		<category><![CDATA[Federal Alman]]></category>
		<category><![CDATA[fictional identities and alterities]]></category>
		<category><![CDATA[fourteen ao]]></category>
		<category><![CDATA[fourteen words]]></category>
		<category><![CDATA[Freiburg]]></category>
		<category><![CDATA[Freiburg Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[geçmişle hesaplaşma]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek sizi özgür kılacaktır]]></category>
		<category><![CDATA[German Turk]]></category>
		<category><![CDATA[German Turkish fiction]]></category>
		<category><![CDATA[göçmen Türkler]]></category>
		<category><![CDATA[Goldmann]]></category>
		<category><![CDATA[hangi gerçek]]></category>
		<category><![CDATA[hapishaneden kaçma]]></category>
		<category><![CDATA[historiografi]]></category>
		<category><![CDATA[Hit man]]></category>
		<category><![CDATA[Hitlerjunge Salomon]]></category>
		<category><![CDATA[Hrant Dink]]></category>
		<category><![CDATA[hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[İletişim]]></category>
		<category><![CDATA[internatinal center for crime]]></category>
		<category><![CDATA[international]]></category>
		<category><![CDATA[ironi]]></category>
		<category><![CDATA[Jewish identity turkish]]></category>
		<category><![CDATA[Jihad's trial]]></category>
		<category><![CDATA[kara çarşaf]]></category>
		<category><![CDATA[kara mizah]]></category>
		<category><![CDATA[Karaorman]]></category>
		<category><![CDATA[Kerstin]]></category>
		<category><![CDATA[kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[kimlik ve başkalık]]></category>
		<category><![CDATA[kin]]></category>
		<category><![CDATA[kin ve mantık]]></category>
		<category><![CDATA[Kırık Kristal Gecesi]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap eki]]></category>
		<category><![CDATA[kitap eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[kitap tanıtımı]]></category>
		<category><![CDATA[kitaplar]]></category>
		<category><![CDATA[Klaus]]></category>
		<category><![CDATA[Köllisch]]></category>
		<category><![CDATA[Köln]]></category>
		<category><![CDATA[Köln Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[kurgusal gerçek]]></category>
		<category><![CDATA[kurgusöküm]]></category>
		<category><![CDATA[kurmaca]]></category>
		<category><![CDATA[kurmaca ve gerçek]]></category>
		<category><![CDATA[kurtuluş mücadelesi]]></category>
		<category><![CDATA[La Haye roman]]></category>
		<category><![CDATA[legal thriller Turkey]]></category>
		<category><![CDATA[literatur Türkei]]></category>
		<category><![CDATA[literature Turkey]]></category>
		<category><![CDATA[Mac Guffin]]></category>
		<category><![CDATA[mahkum]]></category>
		<category><![CDATA[meşru müdafa]]></category>
		<category><![CDATA[metinler]]></category>
		<category><![CDATA[metinlerarası]]></category>
		<category><![CDATA[Meydanı]]></category>
		<category><![CDATA[modernist]]></category>
		<category><![CDATA[modernist novel Turkey]]></category>
		<category><![CDATA[nazi]]></category>
		<category><![CDATA[Nazi circles]]></category>
		<category><![CDATA[nefret suçu]]></category>
		<category><![CDATA[neo-nazi]]></category>
		<category><![CDATA[newspaper Agos]]></category>
		<category><![CDATA[öteki]]></category>
		<category><![CDATA[ötekileştirme]]></category>
		<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[Öykü Didem Aydın]]></category>
		<category><![CDATA[parçalılık]]></category>
		<category><![CDATA[pastiş]]></category>
		<category><![CDATA[place of synagogue]]></category>
		<category><![CDATA[poioumenon]]></category>
		<category><![CDATA[polisiye]]></category>
		<category><![CDATA[post modern novel]]></category>
		<category><![CDATA[post modern Turkish]]></category>
		<category><![CDATA[post-moden oyunculuk]]></category>
		<category><![CDATA[postmodern edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[postmodernizm]]></category>
		<category><![CDATA[prison literature Germany Turkey]]></category>
		<category><![CDATA[prison novel Germany]]></category>
		<category><![CDATA[Profesör Philipp Goldmann]]></category>
		<category><![CDATA[Purim]]></category>
		<category><![CDATA[roman]]></category>
		<category><![CDATA[roman eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[romancılar]]></category>
		<category><![CDATA[romanda şiir]]></category>
		<category><![CDATA[romanlar]]></category>
		<category><![CDATA[şair hukukçu]]></category>
		<category><![CDATA[Sally Perel]]></category>
		<category><![CDATA[şiirsel söylem]]></category>
		<category><![CDATA[Şila]]></category>
		<category><![CDATA[Sinagog]]></category>
		<category><![CDATA[Skin-head]]></category>
		<category><![CDATA[Skinhead]]></category>
		<category><![CDATA[Soykırım]]></category>
		<category><![CDATA[suç ve ceza]]></category>
		<category><![CDATA[suspense Turkey]]></category>
		<category><![CDATA[synagogoe]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[the old synagogue]]></category>
		<category><![CDATA[the old synagogue place]]></category>
		<category><![CDATA[trial of Cihad]]></category>
		<category><![CDATA[Türk düşmanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Türk işçileri]]></category>
		<category><![CDATA[Türk kimliği]]></category>
		<category><![CDATA[Türk romancıları]]></category>
		<category><![CDATA[türkische literatur]]></category>
		<category><![CDATA[türkische Schriftsteller]]></category>
		<category><![CDATA[Turkish fiction]]></category>
		<category><![CDATA[Turkish literature]]></category>
		<category><![CDATA[Turkish novel]]></category>
		<category><![CDATA[uluslararası ceza]]></category>
		<category><![CDATA[üst kurmaca]]></category>
		<category><![CDATA[üstkurmaca]]></category>
		<category><![CDATA[varoluşçu]]></category>
		<category><![CDATA[yabancılaşma]]></category>
		<category><![CDATA[yapısöküm]]></category>
		<category><![CDATA[yargılama]]></category>
		<category><![CDATA[Yayınevi]]></category>
		<category><![CDATA[yeni çıkan]]></category>
		<category><![CDATA[yeni roman]]></category>
		<category><![CDATA[yeni romanlar]]></category>
		<category><![CDATA[yeniden yargılama]]></category>
		<category><![CDATA[zenofobi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edebiyatvehukuk.org/?p=524</guid>
		<description><![CDATA[Gerçek sizi özgür kılacaktır. Hangi Gerçek?
Yazan: İrem Müller
(AGOS Gazetesi Kitap Eki 2009 Eylül Ayı Sayısında)

Öykü Didem Aydın’ın İletişim Yayınları’ndan çıkan Eski Sinagog Meydanı adlı romanı kaçak bir mahkûmun masumiyetini kanıtlama mücadelesini ve bu mücadelenin anlamının ne olduğu sorusuyla sınanan büyük bir aşkı anlatıyor.
Freiburg’daki Uluslararası Suç ve Ceza Araştırmaları Merkezi‘nde çalışan Türk kökenli kriminolog Dr. Aşkın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align: center;">Gerçek sizi özgür kılacaktır. Hangi Gerçek?</h1>
<h1 style="text-align: center;"><strong>Yazan: İrem Müller</strong></h1>
<p><strong>(AGOS Gazetesi Kitap Eki 2009 Eylül Ayı Sayısında)</strong></p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.edebiyatvehukuk.org/wp-content/uploads/2009/09/ESM.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-525" title="ESM" src="http://www.edebiyatvehukuk.org/wp-content/uploads/2009/09/ESM.jpg" alt="ESM" width="100" height="150" /></a>Öykü Didem Aydın’ın İletişim Yayınları’ndan çıkan <em>Eski Sinagog Meydanı</em> adlı romanı kaçak bir mahkûmun masumiyetini kanıtlama mücadelesini ve bu mücadelenin anlamının ne olduğu sorusuyla sınanan büyük bir aşkı anlatıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Freiburg’daki Uluslararası Suç ve Ceza Araştırmaları Merkezi‘nde çalışan Türk kökenli kriminolog Dr. Aşkın Cem Vonalı’nın kapısı çalınır. Gelen, yirmili yaşlarında, Cihad adlı, hapishane kaçağı bir Türk gencidir. Cihad ‘Vonalı’ adını hapishanede duymuştur.</p>
<p style="text-align: justify;">Almanya göçmeni bir ailenin çocuğu olan Cihad, ‘Ondörtler’ lakaplı dazlak şiddet çetesinin eski üyesi olan Kerstin’e âşık olmuştur. Anlatısına göre bir gece yarısı, kara çarşaf giymiş biri, iki sevgilinin Köln kentindeki evine gelerek, uykuyla uyanıklık arasındaki Cihad’a bıçakla saldırmıştır. Boğuşma sırasında Cihad bu ‘meçhul’ü öldürmüş, korku ve telaş içinde, öldürdüğü kişinin çarşafını açmadan, cesedi Ren Nehri’ne atmış; Ren’den Kerstin’in cesedi çıkarılınca kendisine saldıranın Kerstin olduğunu düşünmüştür. Ama yapılan yargılamada delil ve emareler katilin Cihad olduğu sanısını güçlendirmiş, Cihad, kara çarşaflıyı kendini savunma güdüsüyle öldürdüğü savını mahkemeye kabul ettirememiş, hapis cezasının ardından Almanya’dan sınırdışı edilmek üzere cinayetten mahkûm edilmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Aşkın bu olayla ilgili hiçbir haber ve kayıt bulamamış, Cihad’ın akıl hastası ya da tehlikeli bir suçlu olduğu endişesine kapılmıştır. Çünkü Cihad Aşkın’a kimliğini kanıtlayacak bir belge gösteremez. Geçmişte, Alman polisine saldırmaktan haksız yere mahkûm olan Aşkın Cihad’ı kendisine yakın hissedecek ve olayı araştırmaya karar verecektir.</p>
<p style="text-align: justify;">Cihad ve Aşkın, yeni bir ‘metin’ yaratma mücadelesine girişirler. Aşkın, ‘soruşturmasına’; neo-nazilerin ‘profillerini’ ortaya koyacak bir ‘bilimsel araştırma’ kılıfı ile başlar. Reva görüleni değil kendi yazdığı metni arayan Cihad, doğduğu ve büyüdüğü topluma ‘entegre’ edilmemiştir, medeni ve modern topluma! Mahkûmiyet kararı, “&#8230;karıştığı kavgaların, çıkardığı olayların haddi hesabı olmayan, yaşadığı medeniyetten payını alamamış, uyumsuz bir genç”ten (S.114) söz eder. Cihad, gerçeğin sosyo-ideolojik tanımlarının içine hapsedilmiştir: “Koydukları tanımın içine girmiyorsan&#8230; (i)şlerine gelmeyen olay tarihe gömülmüştür&#8230;.” (S.17).</p>
<p style="text-align: justify;">Bilimsel araştırma kılıfıyla başlayacak olan soruşturma, son derece sürükleyici ve sarsıcı bir dizi olay ve keşiflerle sürecek, bilimsel araştırma kılıfından soyundunduğu düzlemle birlikte başlayacak yepyeni bir dedektiflik öyküsüne evrilecek ve Ondörtler lakaplı dazlak çete ile Cihad’ın temel çatışması; uzun ve çetrefilli bir ‘yeniden yargılama’ davasıyla zirveye çıkacaktır.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><strong>Çünkü Tarihini de Bilmen, Unutmamış Olman Gerek&#8230;</strong></p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">İstanbullu entelektüel bir aileye mensup Aşkın’ın, TİP eski senatörü babasının kuşağına egemen olan toplumcu eylemciliğinin, 1980 kuşağının apolitik Aşkın’ında bıraktığı iz, Cihad’ın tekil hikâyesindeki eylem kararlılığıdır. Aşkın’ın kendi mesleki hayatında da sık sık karşısına çıkan “İnsanları bir arada tutan nedir?” sorusu, romanın temel sorusudur. Siyasetin, hatta bilimselliğin tümelleştirici eğilimlerini, sanki bu tekil, bu eşsiz macerada sınama imkânı bulan Aşkın, objektif yaftaların ötesindeki varoluşa, kimliklerden sıyrıldığında çıplak kalacak insana inanır (“&#8230;Ama bu çıplaklıktan utanmadım&#8230;” -S. 139-). İnsana biçilen kimliğe değil, insanın kendi kurguladığı kimliğe inanır. Varoluşun gerçekliği, kişinin herhangi bir tarih dilimindeki eylemiyle bağlantılıdır ve kiminle birarada bulunacağını belirler: “…Kim olduğumu ancak bir olay örgüsünde kanıtlayabilirim. Mesela birisi kanlar içinde yerde yatıyor olabilir. Issız bir köşede. Gece yarısı. Ben oradan geçerken nasıl davranacağımı bilemem. Ama nasıl davrandığım önemlidir tabii… Kim olduğumla ilgilidir…” (S. 89).</p>
<p style="text-align: justify;">Aşkın, dayatılan kurgudan farklı, her insan için biricik olan bireysel kimliğin irade gücüyle yaratılabileceğine inanır ama bunu, varoluşçuluğun tanımladığı gibi, topluma fırlatılmış olası kimlikler arasından seçmez. Ona göre insan biricik kimliğini, egemen aidiyetten koparak, egemen kimliği ‘kurgusöküm’ yoluyla sorgulayarak, yeniden kurgulamalıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><strong>“Hangi ülkenin dinisin çocuk, hangi rüzgârın peygamberi?”</strong></p>
<p style="text-align: justify;">İkinci eksen, inançlı bir Amerikalı Yahudi olan ve Aşkın’dan otuz yaş büyük olan Profesör Goldmann ile “Vonalı”nın aşklarıdır. İkisi, kendilerini bir arada tutacak bir ‘senaryo’ aramaktadırlar. 1929 krizinden sonra, kendi hayat mücadelesine sıkışan babası, Macaristan’da kalan kardeşine yardım edememiş, Goldmann’ın amcası Auschwitz kurbanı olmuştur. Kendisini Holokost kurbanlarıyla özdeşleştiren Goldmann’ın Yahudiliğini ‘kişiliğinin tanımı’ kılışı ‘Yahudi Olmak’ başlıklı mektubundan da açıkça anlaşılır: “&#8230;Sanırım Yahudi olmam, hem babamın ateizmine isyan etmemi, ama hem de onunla Amerikan kimliği altında ezilmeyi reddetmesinde, özdeşleşmemi sağladı. Paradoksal olarak, bu anlattığım durum, Eric Erikson’a göre Alman erkeklerini Hitler’i izlemeye iten dinamiğin ta kendisidir. Otoriteye, yani Churchill ve Batı’nın otoritesine karşı romantik bir isyana kapılıp yine de baba figürü ile özdeşleşebilmişlerdir.” (S. 264). Hem Cihad’la, hem de Ondörtler lakaplı Nazi çetesinin üyeleriyle ‘arayış benzerlikleri’ gösterir.</p>
<p style="text-align: justify;">Cihad da, Kerstin’le ilişkisinde, ailesine bilinçsizce isyan etmiştir sanki. Kerstin üzerinden, Almanlığa ‘total’ olarak ait olmak istemiştir. Almanlık altında ezilmeyi sorgulamamıştır, yeter ki o kimlik onu sarıp sarmalasın. Ne zaman ki Alman yargısı onu, hatalarla dolu bir yargılama sonucu, Kerstin’i hunharca öldürmekten mahkûm eder, işte o zaman ‘özgün’ kaderini yeniden yazmaya başlar.</p>
<p style="text-align: justify;">Goldmann ise bir türlü anlatamamaktadır “Yahudi olmaktan başka kim” olduğunu. Hrant Dink’in, Agos’un 13 Şubat 2004 tarihli sayısında yayımlanan tarihî makalesindeki fikre teşbihte hata yoksa, Nazi soykırımından boşalacak o zehirli kanın yerini dolduracak temiz kan, insanı insana bağlayacak asil damarında mevcuttur belki de. Soykırım, Yahudi kimliğinin hem zehiri, hem de panzehiridir. Bu aşkın asıl sorunu ise Goldmann’ın, bu ‘yapma-Yahudi’den kurtulup kurtulamayacağıdır. Yahudilik inancına ait ritüeller üzerinde ısrarla dururken özgün ve tikel kişiliğini saklamaya çalışmaktadır sanki: “&#8230;ilginç bulduğum bir şey, sürekli kişisellikten toplumsal ve politik olana doğru sapıyor olmam. Yani bir türlü ‘Benim için Yahudi olmak ne anlama geliyor?’ sorusuna odaklanamıyorum&#8230;” (S. 264).</p>
<p style="text-align: justify;">Bu aşk, Ester’in Kitabı Megillah’taki Purim çıngırağının nasıl çalınacağı alegorisiyle sınanır. Cihad’ın kurtuluş mücadelesinden haberdar olan Goldmann, bir gazetecinin teşviki ile, açılacak yeniden yargılanma davası hakkında yazı yazmak istemektedir. Goldmann’a göre davayı, tüm gizli ayrıntısı içinde, kamuoyu ile paylaşmak Eski Ahid’deki Purim çıngırağını çalmak gibidir: “Böyle şeyleri saklama&#8230;Dünyanın bu oyundan haberi olmalı. Dünyanın ‘Purim’den haberi olmalı! Ve o haberi biz vermeliyiz! Ester’in Kitabı’na uygun bir de gürültü çıkarmalıyız.” Aşkın ise buna şiddetle karşıdır. Kaçak Cihad’ın kamuoyu ile paylaşılmasının ona zarar vereceğinden korkar: “Ben Cihad’la ilgiliydim. Goldmann ise ‘kurbanlar topluluğu’ ile&#8230;” (S. 367). Gazete danışmanı bilim insanı  Goldmann, ‘Cihad gibileri’ ile meşgul iken, artık bilim insanı kimliğinden sıyrılmış Aşkın, belirli bir ‘Cihad’ı ‘aklamakla’ meşguldür.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Kara Çarşaf</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Romanda hukuk ile edebiyat arasındaki çatışma da irdeleniyor. Cihad’a ‘<em>reva görülen metin</em>’ yerine ‘<em>tahayyülü muhtemel</em>’ başka bir metin kurulurken, karakterler (özellikle ‘edebiyat’ı simgeleyen Klaus, ve ajan provokatör Köllisch yardımıyla) dönüşüyor. Kılıf içinde kılıf izleği; yazarın kendi başına geçirdiği kitap kılıfı, kitabın üstündeki yazar kılıfı, Aşkın’ın üstündeki bilimsel araştırma kılıfı ve Cihad’ın gerçeği üzerindeki ‘kara çarşaf’la kuruluyor. Ama kara çarşaf, Cihad’a saldıranın çarşafından ziyade Aşkın’ın tâbiriyle “<em>Alman olan Alman gözü</em>”nün, yani biçimsel adaletin gözlerindeki kılıftır. Yazın sanatında zengin bir dilin gücü ve sezginin sonsuzluğuna olan inanç, kendisine ve yazarına belli belirsiz göndermeler yapan bu karmaşık ve çok katmanlı metin yoluyla aktarılıyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Eski Sinagog Meydanı</em>, estetik algının ve aklın-ötekisi’nin ‘gölge topraklarına’ el uzatma donanımı ve cesareti isteyen, bir dizi ikili karşıtlığı samimiyetle sorgulayan ‘derinlikler’den haber alarak okunması gereken çok ciddi bir yapıt. Romanın bu talebi, son kısmındaki Oscar Wilde’cı ‘De Profundis’ motifinde açıkça ortaya çıkıyor. Gerçekliği hep yeniden yorumlanabilir şekilde kurgularken ‘değer’siz kalmayan, zorlayıcı toplumsal durumlar altındaki bireyin özerkliği ya da özgürlüğünü sorunsallaştırarak modernist mirası da benimseyen, gelişkin bir postmodern üslûpla karşı karşıyayız.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Gerçek-gerçek, kurmacasal-gerçek, kurmacasal-kurmaca ve üst-kurmaca</strong></p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">Romanın birincil-kurmacası sürükleyici bir polisiye olarak anlaşılabilir. Ancak burada polisiye bir üslûp sorunudur ve içeriksel anlamların dokunduğu bir tezgâh, bir kanvastır sadece. Asıl içerik, söyleyişten (polisiyeden) ayrı olarak vardır. Polisiye asıl içeriğe giydirilmiş giysidir.</p>
<p style="text-align: justify;">Ondörtler lakaplı dazlak çetesinin kurguladığı, 14 kelimelik bir cümleyle oynanan, şifreli dehşet oyununun yapısı ve hayatî sırrı, okuyucuya çözüm umudu vaadeden ama temelsiz çıkan bir dizi emareden, hatta ‘bulunmayan’dan yola çıkılarak çözülür. Bulgudan değil, bulamamadan yola çıkılarak varılan yeni gerçek, oyunda kendisine “varlık” sözü düşen ama ortadan kaybolduğu anlaşılan, “yok” olan Tina’nın (Kerstin’in dazlak çetesinin kalan iki kadın üyesinden biri) bedeninin dönüştüğü yeni ‘durum’la simgelenir gibidir. Kerstin ile Tina’nın bedenleri arasındaki sınır çizgisi de bulanıktır artık. ‘Karaorman’, yaşamla ölüm, masumiyetle mahkûmiyet, suç ve ceza arasındaki gölge toprakların bozbulanık belirsizlik imgesidir sanki.</p>
<p style="text-align: justify;">Bölümleri ayıran şiirlerden romanın ‘lirik özeti’ çıkarılabiliyor. Şiirlere yeniden dönen okuyucu, romansı yaşanmışlıktan kalan ‘hatıralarla’ başka türlü duyumsamaya başlıyor dizeleri. Yapıt, sanki, bir ‘iki kere okuma estetiği’ kurmak istiyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Eski Sinagog Meydanı</em>’nda bulunan postmodern kurgusal unsurlara da değinelim:</p>
<p style="text-align: justify;">
<ul style="text-align: justify;">
<li><strong>ironi</strong> (bir dizi ikili karşıtlığın birbirlerini değillemeye çalışırken birlikte değillenmeleri)</li>
<li><strong>çok söylemlilik</strong> (öz. çok dillilik, çok kültürlülük, çok kimliklilik)</li>
<li><strong>post-modern oyunculuk</strong> (örn. Ondörtler’in Ceza Kanunu’yla oynadıkları şifreli oyun, elmas, yüzük vb. gibi tılsımlı motifler)</li>
<li><strong>kara mizah</strong> (dazlak Horst’un ‘kaba’ anket metni ile Goldmann’ın şiirsel metninin ardarda bulunması ve her ikisinin de ‘kimliksel’ anlatılar olması, S. 258-266)</li>
<li><strong>pastiş</strong> (şiirle nesirin, mahkeme kararlarıyla günlüklerin vs. öğelerin birleşmesi, romanda dipnot kullanımı, yazarın adının roman içinde hem şair hem de şiir çevirmeni olarak geçmesi)</li>
<li><strong>metinlerarasıcılık</strong> (tarihsel veya güncel olan anlatılara, diğer kurmacalara gönderme: Örn. gerçekte de var olan ‘Hit Man’ kararının, Horst kişisiyle yeniden kurgulanması; Steinbeck’ci ‘doc’ motifi, David Lodge’un “İyi İş” adlı romanı vb.)</li>
<li><strong>üst-kurmacanın varlığının sezdirilmesi</strong> (ajan-provokatör Köllisch’in çeşitli kurgusal teknik araçlara yaptığı göndermeler: Örn. “Çehov’un Silahı”, “MacGuffin”, “tritagonist”, “deus ex machina”, “bu hikâyenin içindeysem” gibi)</li>
<li><strong><em>poioumenon </em></strong><strong>olgusu</strong> (olan bitenin, eserin kompozisyon sürecinin parçası olması)</li>
<li><strong>historiografi</strong> (tarihsel olayların kurmaca unsuru haline gelmesi, Soykırım, Kırık Kristal Gecesi, Bosna’da işlenen insanlığa karşı suçlarla ilgili yargılamalar, Sally Perel vb. yan örgü ve motifler)</li>
<li><strong>parçalılık</strong> (sahici gerçeğe dayanan olay ya da kişilerin kurgusal gerçeklikte yeniden anlamlanması)</li>
<li>gerçekle kurmaca arasındaki sınırın kalkışı (yahudi soykırımını simgeler görünen Freiburg’daki tarihî Eski Sinagog Meydanı’nın Türk Cihad’ın davasında, Köln’deki “Yeni Cami Meydanı” motifiyle yeniden anlamlanması ve bu sayede toplumlardaki “soykırım olasılıkları”na ilişkin <strong>paranoya</strong> duygusunun işlenmesi)</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">Özellikle poioumenon sayesinde gerçek-gibilik duygusunu kaybetmediğimiz ‘Kitap’ta yaşamış (ya da yaşayan) sahici-gerçek kahramanlar (örn. Sally Perel), kurmacasal-gerçek kahramanlarla (örn. Goldmann, Şila, Monika) ve kurmacasal-kurmaca kahramanlarla (örn. Cihad, Kerstin, Tina, Köllsch, Klaus) bir arada. Üç tür karakteri birbirine bağlayan, karmaşık bir, hatta iki üst kurmaca söz konusu. Kurmaca-gerçek hayatı ile örgütlediği/çözdüğü dava arasında bölünürken çoğalan dışavurumcu-romantik Aşkın, peşinden koştuğu kitaba erdiği yerde, yazarı Öykü Didem Aydın’la buluşan büyülü-gerçek bir karaktere dönüşüyor ve o yerde vatansız ama değertanır bir kimlik kazanıyor. Bazı kahramanların (örn. Klaus ve Köllisch), kurguya müdahale eder görünmeleri de dikkat çekici.</p>
<p style="text-align: justify;">Mükemmel çatıda ve çok dilli atılan düğümlerde postmodern örgü ve kurgu-söküm okumakla kalmıyor, yorumsal olarak hep açık kapı bırakan bir yeniden yapım sürecine de tanık oluyoruz. ‘Postmodern’in baskın gürültücüyle değil, sesi elinden alınanla meşgul olduğunu vurgulayan ‘son’a doğru, üç tür karakter, kendilerini yeniden takdim edercesine, bir geçit resmi verir. Sonuncu ‘meşru müdafaa’ iddiası ‘kitap’ olan Cihad’ın ‘kayıtları’ Aşkın’a verişi özel bir andır. Eski Sinagog Meydanı’na hâkim üniversite binasında yazan “Gerçek sizi özgür kılacaktır” yazısına farklı bir gözle bakar Aşkın ve sorar: “Hangi gerçek?” Bugünün geçmişi ya da geleceği var mıydı ki? Yaşamın sonu var mıdır ki? Ve gerçeği nedir ki?”</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Eski Sinagog Meydanı</em>, son yıllarda okuduğumuz en <em>yeni-roman</em>lardan biri. Çok farklı bir yazarı müjdeliyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edebiyatvehukuk.org/gercek-sizi-ozgur-kilacaktir-hangi-gercek.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Antonio Gramsci:  Eylemin ve düşüncenin &#8216;bütünsel prens&#8217;i</title>
		<link>http://www.edebiyatvehukuk.org/antonio-gramsci-eylemin-ve-dusuncenin-holistik-prensi.html</link>
		<comments>http://www.edebiyatvehukuk.org/antonio-gramsci-eylemin-ve-dusuncenin-holistik-prensi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 06 Aug 2009 06:38:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Öykü Didem Aydın</dc:creator>
				<category><![CDATA[GÖZE ÇARPANLAR]]></category>
		<category><![CDATA[Yapıt Çözümlemeleri]]></category>
		<category><![CDATA[2009 kitaplar]]></category>
		<category><![CDATA[Antonio Gramsci]]></category>
		<category><![CDATA[biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[Giuseppe Fiori]]></category>
		<category><![CDATA[İletişim Yayınları]]></category>
		<category><![CDATA[Kudret Emiroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Öykü Didem Aydın]]></category>
		<category><![CDATA[yeni çıkanlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edebiyatvehukuk.org/?p=392</guid>
		<description><![CDATA[“&#8230;Ama ben, vicdanlı yüreği ile 
sadece tarih içinde hayat  bulanın, 
hiç o zaman saf bir tutkuyla iş görebilir  miyim,
tarihimizin bittiğini bilirsem eğer?”* 





Öykü Didem Aydın

**(Agos Gazetesi Kitap Eki&#8217;nin 2009 yılı Ağustos ayı sayısında yayınlanmıştır)
Şimdiye  kadar yazılmış Antonio Gramsci yaşamöyküleri içinde en çarpıcı ve sık dokulu  olanlarından biri Türkçede. Giuseppe Fiori’nin &#8220;Antonio Gramsci: [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><a href="http://www.edebiyatvehukuk.org/wp-content/uploads/2009/08/Gramsci.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-393" title="Gramsci" src="http://www.edebiyatvehukuk.org/wp-content/uploads/2009/08/Gramsci.jpg" alt="Gramsci" width="100" height="100" /></a>“&#8230;Ama ben, <em>vicdanlı yüreği ile</em> </em></p>
<p><em>sadece tarih içinde hayat  bulanın,<em> </em></em></p>
<p><em>hiç o zaman saf bir tutkuyla iş görebilir  miyim,</em></p>
<p><em>tarihimizin bittiğini bilirsem eğer?”* </em></p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><strong><br />
</strong></p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: center;">Öykü Didem Aydın</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><em><strong>**(Agos Gazetesi Kitap Eki&#8217;nin 2009 yılı Ağustos ayı sayısında yayınlanmıştır)</strong></em></p>
<p style="text-align: justify;">Şimdiye  kadar yazılmış Antonio Gramsci yaşamöyküleri içinde en çarpıcı ve sık dokulu  olanlarından biri Türkçede. <a href="http://www.iletisim.com.tr/iletisim/book.aspx?bid=1490&amp;kitap=Antonio%20Gramsci">Giuseppe Fiori’nin &#8220;</a><em><a href="http://www.iletisim.com.tr/iletisim/book.aspx?bid=1490&amp;kitap=Antonio%20Gramsci">Antonio Gramsci: Bir Devrimcinin  Yaşamı</a> </em> adlı biyografisi,  Kudret Emiroğlu’nun çevirisiyle, İletişim Yayınları tarafından yayımlandı.</p>
<p style="text-align: justify;">Gramsci’yi  tanıyanlar, onun çileli biyolojik yaşamının, özgün ve büyük düşüncesinden  ayrılmaz bir debi ve akış sergilediğini bilirler. Gazete ve kitap almak için  yiyeceklerini satacak kadar öğrenmeye tutkulu çocuk, Sardunya Adası milliyetçisi  genç, sadık kardeş, idealist ve çalışkan üniversiteli, keskin-kalemli toplumcu  gazeteci, iradeci düşünür, vicdan sahibi bir devrimci, annesinin oğlu, bir  insanı sevemiyorsa toplumsal bir sevgi yaşayamayacağını hisseden sevgili koca,  çocuklarının fotoğraflarında zamansızlığı yaşayacak kadar şevkatli bir baba,  İtalyan Komünist Partisi’nin özerk ama birleşik-cepheci lideri, konuşması  “ciğerlerinden değil beyninden” geldiği hemen anlaşılan etkili hatip, faşizmin,  beyninin işlemesini “en az yirmi yıl durdurma”ya kalkıştığı düşünsel-azılı ve  çileli ama iyimser bir siyasal mahkûm olarak  Antonio Gramsci’nin büyük hayatını, bedensel engellenmişlik, yoksulluk, aşk,  fikir ve mücadele günleriyle ve ‘bütün’ kişiliğini oluşturan insani ve toplumsal  etmenleri göstererek anlatıyor Giuseppe Fiori.</p>
<p style="text-align: justify;">Babası  Francesco Gramsci’nin, Sardunya Adası’nın Ghilarza kasabasında 1881 yılında taşıdığı evle başlıyoruz Gramsci’nin büyük hayatına dair yolculuğumuza. Kırmızı  lav taşlarından inşa edilen tek katlı evin sakinlerinin aile tarihine çevrilen  biyografik objektifin açısı –Gramsci’nin doğumundan başlayarak– kâh  toplumsal-tümel etkenlerle genişliyor ve Gramsci’yi ‘Gramsci’ yapan koşulların  panoramasını gözler önüne seriyor; kâh yeniden birey-odaklı daralıyor ve koşullarından ‘Gramsci’ olan büyük  insanın kararlı iradi yönelimini sergiliyor. Böylece, anlatının objektifinin,  değişen odak uzaklıkları ve görüş açılarıyla ortaya koyduğu büyük-küçük tüm  sahnelerin diyalektiğinden, hakiki bir Gramsci portresi ortaya çıkıyor. Giuseppe  Fiori; Gramsci’nin portresini, Gramsci’nin felsefesine uygun yöntemlerle çizmiş  oluyor bir anlamda. Onun yaşamının, mücadelesinin ve düşüncesinin gelişiminin  sık dokusuna gereken duyarlılığı göstermek kaygısında olan özenli bir  yaşamöyküsünden de bunu beklerdi sanırım Gramsci. Tek katlı evin lav taşlarının  mütevazı pastel kırmızısı; aşama aşama, çok-katmanlı ve meydan okuyucu bir  devrimci kızıla dönüşüyor, ve sonunda o kızıl, hapishaneden annesine yazdığı  mektupların aynı mürekkep renginde imlenerek hüzün derini bir duygusal anlama  eriyor.</p>
<p style="text-align: justify;">İtalya’nın  ‘bölünmez parçası’ sayılan ama hep ‘ayrık ve acılı’ bırakılmış bir adanın,  Sardunya’nın, 20. yüzyıl başlarından hemen önceki portresi, yok olmanın eşiğinde  bir tarım ekonomisi; yaygın bir maden ve doğal kaynaklar sömürüsü; kıtanın  korumacı ekonomi siyasetine karşı çıkacak strateji ve taktikler geliştiremeyen  üretici sınıfı; nepotizm, kayırmacılık ve yolsuzlukla yükselen yerel yönetici  kliği; kullanılmışlık, yoksulluk ve kenara atılmışlıkla tetiklenen tepkisel  haydutluk ve işçi-halk ayaklanmalarıyla çizilir. Sardunya İtalyan değildir,  Sardunyalıdır ve merkezi idarenin memurlarının sürgün yeridir. Orada İtalya  devleti, ölesiye sömürülen maden işçilerinin hak taleplerine jandarma  silahlarıyla cevap veren; maden şirketleriyle saadet zinciri işbirliği yapan;  “vergi memurları, polis şefleri ve müfettişleri besleyen, grev bastırma  yöntemlerinde ustalaşmış kocaman, dehşet saçan bir makine” gibidir. “Sosyalist  ve anarşistlerden o kadar rahatsız” olur ki o ‘makine’, “haydutlara ve alçaklara  ayıracak zamanı kalmamış”tır. Yıkık-dökük binalarda öğretmensiz okullar, okuma  yazma bilmeyen geniş bir halk kesimi, savaş ve ayaklanma coğrafyası, yoksul ama  kızgın-devingen bir ‘ada’lık  hali&#8230; Bir yerlerden tanıdık geliyor mu? Salt bu tanıdık ‘hal’den ‘olan’ büyük  bir düşünür ve eylem adamının çocukluk hikâyesi bile, ‘bizim’ coğrafyamızda  güncelliğini koruyan soru ve nidalarla dolduruyor insanın aklını.</p>
<p style="text-align: justify;">Sardunya  ‘ayrı’lığının, çocuk ve genç Antonio Gramsci’nin yaşamının tüm belirleyici  yıllarındaki izdüşümleri, örneğin babasının hapse girişinin Sardunya ‘sorunu’  ile bağlantısı, “Sardunya ulusal bağımsızlığı için mücadele etmenin bir  zorunluluk olduğunu düşünmeye” başlatır genç Gramsci’yi – “Kıtalılar defolsun,  bu sözleri kendim de defalarca yinelemiştim” dedirtecek kadar. Aşama aşama artan  yoksullaşmaya ve siyasal baskılara karşın okumaya, öğrenmeye, gazete, dergi ve  kitaplara, şiirlere, romanlara, edebiyata ve felsefeye tutkulu olduğu kadar,  toplumsal yaşama da tutkundur Gramsci. Okulundan evine kilometrelerce yol  yürürken, yolkesen haydutların, eğlencelik kurşun atma oyunlarıyla korkuttuğu bu  çocuk, aynı yoldan yeniden geçecek kadar da cesaretlidir. O çocuk, önce Sardunya  milliyetçisi genç bir sosyalisttir. Ama onu Ghilarza köyünden dar sıra tepelerin  üstündeki yanardağa yaslanmış Santu Lussurgia’ya, Santu Lussurgia’dan yerel  merkez Cagliari’ye, Cagliari’den ulusal sanayi merkezi Torino’ya ve en son da  İtalya dışına, Viyana’ya ve Moskova’ya taşırırken dalga dalga genişleyen,  genişlemesine karşın hep dikkatli, keskin gözlemci ve duru kalan eğitim, eylem  ve düşünce ufku, Sardunya’nın tek ve gerçek düşmanının Kuzey’in sanayicileri ve  işçileri değil, sanayicilerle işbirliği yapan Güneyli yönetici sınıf olduğu  fikrine varacak kadar da gerçekçidir.</p>
<p style="text-align: justify;">Fiori’nin  çok çeşitli kişisel, kültürel ve bilimsel kaynakları değerlendirerek  oluşturduğu, yeterli ayrıntıya hep egemen kalan renkli anlatısı, Sardunyalı  Gramsci’den ulusal kimliğine geçerken bölgesel geçmiş ve deneyimin içinde  sıkışmayan ve yeni ‘ulusal’ yaşam biçimini toptan özümseyip geniş bir bakış  açısı elde ederken yerel deneyim ve duyarlığı gözardı etmeyen bir düşünce ve  eylem adamının salt doğumunu, gelişimini ve yaşama veda edişini anlatmakla  kalmıyor, mirasının ‘asıl ne olduğu’ sorusuna da açıklık getirilmesi için sağlam  bir zemin oluşturuyor. O mirasa dahil olan, sadece gazeteci ve siyaset önderi  Gramsci’nin ‘eylemleri’ değil, hapishaneden yazdığı mektuplarda dile getirdiği  gibi, “sonsuzluk için bir şeyler” yapan ve bu yolda aydınların araştırılması ve  aydın kimliğinin felsefi, sosyolojik tahlilinin yapılması, karşılaştırmalı  dilbilim araştırmaları, Pirandello tiyatrosu çalışmaları, tefrika romanlar ve  edebiyatta halk zevki üzerine denemeler, tarihyazımı kuramı, hegemonya  kavramının işlenişi, çeviriler, Katolik hareketin gelişim kuramı, Güney sorunu,  Amerikancılık gibi sayısız konuda eserler veren; son derece kötü hapishane  koşullarına karşın, ardında, düşünsel pahası biçilemeyen, dört bin daktilo  sayfalık ‘Hapishane Defterleri’ni bırakan, berrak fikirli bir düşün adamının  ‘yaratıları’dır.</p>
<p style="text-align: justify;">Gramsci,  kendi bölgesel geçmişini yok saymadan ve yok etmeden sosyalist olur. Sosyalist  bakış açısı ona Sardunya protesto hareketinin zayıflıklarını ve sınırlarını  gösterirken, Sardunyalı geçmişi de, doğal olarak, Güney’i gelişimin engeli  olarak gören işçi sınıfının ideolojik eksikliklerinin bilincini kazandırır.  Kırsal sorunu, sosyalist devrim sorunundan ayırmaz. Siyaset kavramını, zaman ve  mekân sınırlarının dışında soyut ve normatif olarak görmeyi reddeden  Gramsci’nin, Bolşevik Devrimi’ne düşürdüğü özgün ve özerk bakışı daha iyi  anlarız böylece. Avrupa’dan ve Leninist devrimden dersler çıkarır ama İtalyan  toplumunun ve sınıf savaşımının somut tarihsel koşullarını değerlendirme isteği,  yani ‘özerk’liği, yazılarında apaçık ortaya çıkar.</p>
<p style="text-align: justify;">Gramsci’nin  Tasca, Terracini ve Togliatti ile beraber kurduğu <em>L’ordine  nuovo</em> (Yeni Düzen)  dergisi, Sovyet devrimini ve ‘sovyet’ örgütlenmesini, İtalyan ‘fabrika  konseyleri’ uygulamasında kuramsal olarak geliştirmekle kalmayacak, kurulur  kurulmaz, fabrika düzeyinde de pratik olarak benimsenecektir. Fiori –’devrim’in  fabrikada başlamasını öngören Yeni Düzen’ci Gramsci’nin, artan üye sayısına ve  somut gücüne karşın ‘burjuva demokratik parti kimliği’ ile ‘devrimci öncülük  rolü’ arasında kalıcı bir seçim yapamayan İtalyan Sosyalist Partisi’nin  yenilenmesi ve yeniden örgütlenmesi için çağrı içeren, meşhur– ‘Sosyalist Parti’nin Yenilenmesi’ne  Doğru’ metnine götüren koşulları da anlatmaktadır. Sözü edilen metinden  sonra yapılan tartışmalar, Sosyalist Parti’den koparak doğan Komünist Parti’nin  gelişimini ve faşizmin ayak seslerini herkesten daha iyi duyan Gramsci’nin  ‘birleşik cepheci’ uyarılarını içeriyor. Gramsci’nin, Sosyalist Parti’nin  proletarya diktatörlüğü yolunda uygun koşulları değerlendirmekte yetersiz  kalması ve bir devrimci çıkışın –özellikle incelikli örgütçülük ve fikirle  eylemi buluşturan bir düzlemde– Torino dışında da gerçekleştirilememesi halinde,  başa gelecekleri öngören şu sözleri, kitaba ‘bugün’den bakan okuyucu için çok  sarsıcı:</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">“İtalya’da  sınıf mücadelesinin mevcut aşaması ya devrimci proletaryanın iktidarı  almasıyla&#8230;veya mülkiyet sahibi sınıfın ve iktidar kastının korkunç karşı  eylemiyle sonuçlanacak. Sanayi ve tarım proletaryasına boyun eğdirmek için  hiçbir terör biçiminden sakınılmayacak, bütün işçi sınıfının siyasal mücadelesi  (Sosyalist Parti) ve işçilerin ekonomik güç sağlayan örgütlerini (sendikalar ve  kooperatifler) burjuva devleti içinde parçalamak için ellerinden geleni  yapacaklardır.”</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">İşte, şimdi  biliyoruz, yapmışlardır! Peki o zaman, “Gramsci eylem insanı olarak  kaybetmiştir” denebilir mi? Belki de bu soru bugün yersiz ve anakronistiktir.  Gramsci, korktuğunun başına gelmesiyle yitirmişti belki, ama sorunları ortaya  koyuş yöntemi, düşünce çizgisi ve tespitleri yitmedi. Sanırım onu bugün hâlâ  ‘inanılır’ kılan en çarpıcı yönü de, onun ‘düşünür ve felsefeci’ kimliği.  Giuseppe Fiori, eylemci Gramsci ile düşünce adamı Gramsci’nin neden yönelimi  belirsiz ve yatay bir ‘İleri!’ den çok, kökten bir ‘Yeni Düzen’ için çalıştığını  anlamayı sağlayan kapsamlı bir siyasal-toplumsal İtalya tablosu da ortaya  koyuyor ve İtalyan faşizminin, neden “özellikle onun beyninin” çalışmasını “en  az yirmi yıl durdurmaya” kalktığı sorusunun yanıtını anlaşılır kılıyor. Kitap,  Sardunyalı Gramsci’yi, önce kıta İtalyası’nın ulusal devrimci mücadelecisine ve  uluslararası ortak-çalışmacı komünistine dönüştüren sürecin yapıtaşlarını  oluşturan bireysel, ailevi ve toplumsal ortamı pek çok farklı kaynaktan süzülmüş  ince tahlillerle gözler önüne seriyor. O zaman da okuyucu, Gramsci’nin  doğumundan önceki Sardunya ortamından, faşizmin ayaklarının ‘Roma’ya  Yürüyüş’üne, o ayakların baş oluşuna ve Gramsci’yi hapsedişine uzanan tarihsel  çizgi üzerinde pek hüzünlü bir zaman yolculuğu yapıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">En verimli  yıllarını hapishanelerde geçirmek zorunda kalan Gramsci’nin yaşamını,  yakınlarıyla yaptığı görüşmelerin yanı sıra mektupları ve yazılarıyla işleyen  Fiori, bu büyük hayatı çocukluğuyla, gençliğiyle, okuduğu ve okuttuğu yazılarla,  aşkı, mücadelesi ve özlü sözleriyle anlatmakla kalmıyor, Gramsci’nin babasının  Ghilarza&#8217;ya geldiği 1881 yılıyla Gramsci’nin, kocaman, hareli, güney aydınlığıyla ve  Akdeniz’le dolu gözlerini bu hayata kapadığı 1937 yılı arasındaki dönemin zengin  bir panoramasını da sunuyor. Kapak yazısındaki şu tespit çok doğru: “ ‘Aklın  kötümserliği, iradenin iyimserliği’ düsturunu sahiplenmiş, en özgün ve  düşünceleri hiç eskimeyen devrimciyi ve filozofu daha iyi kavramak için mutlaka  okunması gereken bir eser.”</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">* Pier Paolo Pasolini, <em>Le Ceneri  di Gramsci </em>(Gramsci’nin  Külleri), 1957. Dizeleri çeviren: Öykü Didem Aydın.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">KÜNYE:</p>
<p style="text-align: justify;">Giuseppe Fiori</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>Gramsci: Bir Devrimcinin  Yaşamı</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;">İletişim Yayınları, Temmuz 2009, 359 s.</p>
<p><strong>Yazar </strong><a href="http://www.iletisim.com.tr/iletisim/person.aspx?pid=23674&amp;isim=Giuseppe%20Fiori">Giuseppe Fiori</a></p>
<p><strong>Çeviren </strong><a href="http://www.iletisim.com.tr/iletisim/person.aspx?pid=1286&amp;isim=Kudret%20Emiro%C4%9Flu">Kudret Emiroğlu</a></p>
<p><strong>Editör </strong><a href="http://www.iletisim.com.tr/iletisim/person.aspx?pid=2034&amp;isim=K%C4%B1van%C3%A7%20Ko%C3%A7ak">Kıvanç Koçak</a></p>
<p><strong>Dizi Kapak Tasarımı </strong><a href="http://www.iletisim.com.tr/iletisim/person.aspx?pid=1636&amp;isim=Utku%20Lomlu">Utku Lomlu</a></p>
<p><strong>Kapak </strong><a href="http://www.iletisim.com.tr/iletisim/person.aspx?pid=1618&amp;isim=Suat%20Aysu">Suat Aysu</a></p>
<p><strong>Uygulama </strong><a href="http://www.iletisim.com.tr/iletisim/person.aspx?pid=1625&amp;isim=H%C3%BCsn%C3%BC%20Abbas">Hüsnü Abbas</a></p>
<p><strong>Düzelti </strong><a href="http://www.iletisim.com.tr/iletisim/person.aspx?pid=3020&amp;isim=Oben%20%C3%9C%C3%A7ke">Oben Üçke</a></p>
<p><strong>Dizin </strong><a href="http://www.iletisim.com.tr/iletisim/person.aspx?pid=14591&amp;isim=%C3%96zg%C3%BCr%20Y%C4%B1ld%C4%B1z">Özgür Yıldız</a></p>
<p><strong>Baskı ve Cilt </strong><a href="http://www.iletisim.com.tr/iletisim/person.aspx?pid=1620&amp;isim=Sena%20Ofset">Sena Ofset </a></p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edebiyatvehukuk.org/antonio-gramsci-eylemin-ve-dusuncenin-holistik-prensi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ankara Hukuk&#8217;ta &#8220;Hukuk ve Edebiyat&#8221; Dersleri</title>
		<link>http://www.edebiyatvehukuk.org/ankara-hukukta-hukuk-ve-edebiyat-dersleri.html</link>
		<comments>http://www.edebiyatvehukuk.org/ankara-hukukta-hukuk-ve-edebiyat-dersleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 27 Jul 2009 15:24:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Öykü Didem Aydın</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyatta Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[GÖZE ÇARPANLAR]]></category>
		<category><![CDATA[Hukukta Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat adalet]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat eserleri]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat eserlerinde hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat ve etik]]></category>
		<category><![CDATA[EDEBİYAT VE HUKUK]]></category>
		<category><![CDATA[etik bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[felsefe derneği]]></category>
		<category><![CDATA[felsefe topluluğu]]></category>
		<category><![CDATA[Gülriz Uygur]]></category>
		<category><![CDATA[hukuk edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[hukuk fakültesi]]></category>
		<category><![CDATA[hukuk felsefesi]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk Sosyolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[hukuk ve edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[hukuk ve felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[hukukçu edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[hüküm verme]]></category>
		<category><![CDATA[kuramsal hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[Öykü Didem Aydın]]></category>
		<category><![CDATA[Pratik Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[şair hukukçu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edebiyatvehukuk.org/?p=379</guid>
		<description><![CDATA[Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyelerinden Doçent Doktor Gülriz Uygur 2006 yılından bu yana doktora programı çerçevesinde Hukuk ve Edebiyat dersi veriyor. Aslında bu derse sadece doktora öğrencileri değil, lisans öğrencileri de katılabiliyor.  Dr. Uygur, üçüncü sınıf lisans öğrencilerinden 20 kişilik grup oluşturuyor, öğrencileri üç veya dört kişilik gruplara ayırıyor ve doktora öğrencilerini de alt [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.edebiyatvehukuk.org/wp-content/uploads/2009/07/Dostoyevsk.gif"><img class="alignleft size-full wp-image-492" title="Dostoyevski" src="http://www.edebiyatvehukuk.org/wp-content/uploads/2009/07/Dostoyevsk.gif" alt="Dostoyevski" width="100" height="150" /></a>Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyelerinden Doçent Doktor Gülriz Uygur 2006 yılından bu yana doktora programı çerçevesinde Hukuk ve Edebiyat dersi veriyor. Aslında bu derse sadece doktora öğrencileri değil, lisans öğrencileri de katılabiliyor.  Dr. Uygur, üçüncü sınıf lisans öğrencilerinden 20 kişilik grup oluşturuyor, öğrencileri üç veya dört kişilik gruplara ayırıyor ve doktora öğrencilerini de alt grupların rehberi yapıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Doçent Doktor Uygur&#8217;un geçen yılki konusu &#8220;edebiyat eserlerinde adalet&#8221; konusuydu. Bu yılki  ana konu &#8220;edebiyat eserlerinde hüküm verme&#8221; oldu.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">Hukuk felsefesicisi ve hukuk sosyoloğu Uygur,  derslerinde hukuk kavramının anlamını edebiyat eserlerinden hareketle ortaya koyuyor. Ayrıca fakültenin ders programına da ikinci sınıflar için seçimlik ders olarak Hukuk ve Edebiyat I ve II konulmuş. Onu da Ankara Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Saim Üye verecekmiş.</p>
<p style="text-align: justify;">Hukukun edebiyat metinlerinde izlenmesi ve sorgulanması, Gülriz Uygur&#8217;un öğrencilerine ve eserlerinin okuyucularına çok şey kazandırıyor. Meslek insanının insani ve toplumsal duyarlılığının geliştirilmesine, teknik meselelere geniş bir bakış açısıyla bakabilmesine büyük bir katkı bu. Gülriz Uygur, hukuk ve edebiyat derslerinde salt felsefenin ve sosyolojinin hukuk öğrenimindeki yaşamsal işlevini vurgulamıyor, uygulamalı etik bilgi ve deneyimi de kazandırıyor öğrencilerine. Doçent Doktor Gülriz Uygur&#8217;uve &#8220;hukuk ve edebiyat&#8221;a akıl ve gönül vermiş öğrencilerini kutluyoruz.</p>
<p style="text-align: justify;">Doçent Dr. Gülriz Uygur&#8217;un etkin olduğu <strong>&#8220;H</strong>ukuk Felsefesi ve Sosyal Felsefe Topluluğu, IVR&#8217;nin Türkiye temsilciliği kurulma aşamasında. <a href="http://www.ivr2003.net/bologna/index.html" target="_blank"><strong>IVR</strong></a> ( The International Association for Philosophy of Law and Social Philosophy- Internationale Vereinigung für Rechts und Sozialphilosophie). Toplululuğun Türkiye temsilciliğinin bir sitesi var. Ziyaret için bağlantıyı tıklayınız (<a href="http://ivr-turkey.org/">Bağlantı) . </a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edebiyatvehukuk.org/ankara-hukukta-hukuk-ve-edebiyat-dersleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Karşılaştırmalı Edebiyat (Komparatistik) Bloğu</title>
		<link>http://www.edebiyatvehukuk.org/karsilastirmali-edebiyat-komparatistik-blogu.html</link>
		<comments>http://www.edebiyatvehukuk.org/karsilastirmali-edebiyat-komparatistik-blogu.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 27 Jul 2009 02:59:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Öykü Didem Aydın</dc:creator>
				<category><![CDATA[GÖZE ÇARPANLAR]]></category>
		<category><![CDATA[Bilgi Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Duygu Kocabaylıoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Karşılaştırmalı edebiyat bloğu]]></category>
		<category><![CDATA[komparatistik]]></category>
		<category><![CDATA[okuma kanonu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edebiyatvehukuk.org/?p=376</guid>
		<description><![CDATA[Daha önce özellikle Batı Avrupa&#8217;da karşılaştırmalı edebiyat dalında okuma &#8220;kanon&#8221;u olarak kabul edilen eserlerin bir derlemesini vermiş, Türkçenin bu &#8220;kanon&#8221;larda temsil edilmemesinden duyduğum üzüntüyü dile getirmiştim. Şimdi Türkçe edebiyatı da içeren &#8220;Türkiye kaynaklı&#8221; bir &#8220;kanon&#8221; arayışı içinde iken İstanbul Bilgi Üniversitesi Karşılaştırmalı Edebiyat Bölümü’ne (Lisans) ait geçmiş yıllara dair okutulan kaynak kitaplar ve ders izleklerine [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Daha önce özellikle Batı Avrupa&#8217;da karşılaştırmalı edebiyat dalında okuma &#8220;kanon&#8221;u olarak kabul edilen eserlerin bir derlemesini vermiş, Türkçenin bu &#8220;kanon&#8221;larda temsil edilmemesinden duyduğum üzüntüyü dile getirmiştim. Şimdi Türkçe edebiyatı da içeren &#8220;Türkiye kaynaklı&#8221; bir &#8220;kanon&#8221; arayışı içinde iken İstanbul Bilgi Üniversitesi Karşılaştırmalı Edebiyat Bölümü’ne (Lisans) ait geçmiş yıllara dair okutulan kaynak kitaplar ve ders izleklerine rastladım: Liste, <a href="http://karsilastirmaliedebiyat.blogspot.com/2008/01/ders-izlekleri-kaynak-kitaplar-1.html">Karşılaştırmalı Edebiyat</a> bloğunda yeralıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu vesileyle, Karşılaştırmalı Edebiyat Bloğu yazarı Sayın Duygu Kocabaylıoğlu&#8217;nun listemiz için bize teşekkür ettiğini de öğrendim. Biz de &#8220;Karşılaştırmalı Edebiyat&#8221;a teşekkür ediyor ve bloğun &#8220;müdavimi&#8221; olduğumuzu bildirmek istiyoruz. Ziyaretçilerimizi, Karşılaştırmalı Edebiyat bloğunu ziyarete çağırıyoruz. Orada, karşılaştırmalı edebiyat (Komparatistik) hakkında çok zengin bilgiler ve değerlendirmeler bulacaksınız.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edebiyatvehukuk.org/karsilastirmali-edebiyat-komparatistik-blogu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Geleceğin Romanı: Mert Ataol&#8217;un &#8220;Sardalya Avı&#8221;</title>
		<link>http://www.edebiyatvehukuk.org/gelecegin-romani-mert-ataolun-sardalya-avi.html</link>
		<comments>http://www.edebiyatvehukuk.org/gelecegin-romani-mert-ataolun-sardalya-avi.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 20 Jul 2009 21:26:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Öykü Didem Aydın</dc:creator>
				<category><![CDATA[GÖZE ÇARPANLAR]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edebiyatvehukuk.org/?p=252</guid>
		<description><![CDATA[Bir süredir internet üzerinde  yazılmakta olan ve okuyucu ile yazarı birlikte dokuyan bir romanı izliyorum: Açık bir roman bu; yazılırken okunan; yazarı yaşarken, o da yazarının yaşamıyla birlikte yoğrulan mavi bir roman. Edebiyatın açık denizinde, ufuk çizgisinin ötelerine yaslanmış kara parçalarına açık &#8220;Sardalya Avı&#8221;ndan sözediyorum.

Mert Ataol ‘Sardalya Avı‘ adını verdiği romanını, “çevrim içi ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.edebiyatvehukuk.org/wp-content/uploads/2009/07/images7.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-253" title="sardalyaavi" src="http://www.edebiyatvehukuk.org/wp-content/uploads/2009/07/images7.jpg" alt="sardalyaavi" width="129" height="97" /></a>Bir süredir internet üzerinde  yazılmakta olan ve okuyucu ile yazarı birlikte dokuyan bir <a href="http://www.sardalyaavi.com/headline.html">romanı </a>izliyorum: Açık bir roman bu; yazılırken okunan; yazarı yaşarken, o da yazarının yaşamıyla birlikte yoğrulan mavi bir roman. Edebiyatın açık denizinde, ufuk çizgisinin ötelerine yaslanmış kara parçalarına açık &#8220;Sardalya Avı&#8221;ndan sözediyorum.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">Mert Ataol ‘Sardalya Avı‘ adını verdiği romanını, “çevrim içi ve etkileşimli ara yüzleriyle birlikte” işlemeye 2008 yılının Haziran ayında başlamış.Yazar, metnin, hem yazılan romanın, hem de onun yazılma sürecindeki yazarının hikayesini metaforik bir eş zamanlılıkla anlatmayı hedeflediğini söylüyor: “<em>Roman yazılmakta ve yazarı da yaşamaktadır. O nedenle bu çalışmada da hem yazılan, hem de yaşanan bir arada ve açıktadır. Yazar yazdığının ardında kaybolup gitmez. Neyi ve nereden çıkardığı ile gerçektir ve ortadadır&#8230;Belki de okuyucusuna verecek bir hesabı vardır.”</em></p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">“<em>Romanın dili, üslubu, diyalektik altyapısı, konu ve kurgusu zaten geçmiş dönemde yapılmaya çalışıldığından ve örgünleştiğinden yazarı ile</em>” bütünleştiği bu projede  “<em>bölüm adları, hikayenin Dramaturjisine uygun olarak belirlenmiş ve içeriğine  yansıtılmış&#8230;</em>”. Yazar, “<em>Yalın ile Pembe’nin, İsmail’in, Yosun Ana’ nın, Coşkun ve Berduş’ un olağanüstü renkler ve tonlamalarla süslediği ‘Bir göç ve aşk hikayesi’”</em>ni bizlerle paylaşıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">Sardalya Avı’nın sitesinin, <a href="http://www.sardalyaavi.com/?page_id=24">Nedir</a>? adlı bölümünde kurgusal  öykü hakkında bir açıklama var. İşte Sardalya Avı:</p>
<p style="text-align: justify;">&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">{  “Sardalya  Avı” nedir?</p>
<p style="text-align: justify;">Tepeköy, Karantina, Göçada ve civarlarında yaşayanların hayatları, hemencecik diplerinde, tepeden bir kaç yüz metre aşağılarında, karaçam ağaçlarının sahille buluştuğu, masmavi enginliklerin, henüz çöplüklere dadanmamış bembeyaz martılarla, kumsallar ve kayalıklarla buluştuğu, buluşmakla da kalmadığı, çoğu zaman yaşama karıştığı, deniz ile iç içedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Türlü renklere bulanmış sandalları, balık ağları ve kokuları, martı çığlıkları, deniz kırlangıçları, misina, olta, mantar yaka, kuşun yaka, heyamolalar eşliğinde sardalya…</p>
<p style="text-align: justify;">Kasım ayının ilk haftası başlayan av mevsiminin, Mart ayında ikinci yarısına girilir. Bitime doğru gelir yaz. Kışlıklar uzunca bir süre yüzüne bile bakılmayacaklarından, elbise dolaplarının dip köşelerine dertop edilip kaldırılır, varsa naftalinlenir falan,</p>
<p style="text-align: justify;">yazlıklar  çıkarılır ve kırışıklıkları giderilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Yaz  oldukça sevilir oralarda.</p>
<p style="text-align: justify;">Denizde ise hazırlıklar başkadır. Büyük karınlı teknelerin ağ donanımları değiştirilir, fanyalı olanlar derme çatma kurulmuş balıkçı barınaklarına yığılmadan önce iyice kuruması için serenlere çekilir , yirmibirlikler ise, onları mekik ve masır iplikleriyle onaracak olan “usta” nın önune getirilip bırakılır, aylardır yüzüne bakılmamış eski tekneler, terkedilmiş hallerinden koparılıp, onarım için ve löküz kayığı olarak kullanılmak üzere, feleklere çekilirek bakıma alınır, herkesin yüzü gözü yağlı boya, macun ve bezir yağına bulanır, gülünür , şakalaşılır, eğlenilir.</p>
<p style="text-align: justify;">İşte  Sardalya Avı o zamana denk gelir.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu  satırların yazarı artık bir gözlemcidir. Ve sardalya avına  çıkar.</p>
<p style="text-align: justify;">Herkes  gibi onun da bir düşü, bir amacı ve var olabilmek için sardalya avına ihtiyacı  vardır.</p>
<p style="text-align: justify;">Yaşar…</p>
<p style="text-align: justify;">Yaşadıkça da biriktirdiğini getirir yazdıklarının içine usulca bırakır. O artık bir gözlemci olmanın ötesine geçmiş, okuyucusu ile gözlemledikleri arasında mekik dokuyan bir ağ ustası olmuştur.</p>
<p style="text-align: justify;">Sabırla,  inatla ve inançla aktarmaya çalışmaktadır…</p>
<p style="text-align: justify;">“Bir  temas alanı” nedir?</p>
<p style="text-align: justify;">Burası döngünün başladığı yerdir. Ağ ustası ile sardalya avının arasında biçimlenen metafordur. Göçtür mesela. Ama aynı zamanda bir aşk olma olasılığı da oldukça yüksektir. Anlayana anlamdır.</p>
<p style="text-align: justify;">Her hangi bir ‘gözlemci‘, yaşamın dışında hiç değildir. Aktarabildikleri, temas ettiği ve gözlem değeri taşıdığına inandığı olaylar yada eylemler bütünüyle iç içedir. Aktardığı ise etkileşim süresi içinde kendinde yansıyandır. Bu nedenle “Bir temas” bölümündeki yazılar, yazarın ham veri toplamakla uğraştığı, gelişigüzel ama verimli, aynı zamanda dinamik olay akışları veya akışkanlarıdır. Yazar bu temaslardan mutlak bir yargı veya edinim ile dönmek zorunda değildir. Alır veya verir bunu dert etmez. Ancak bir ayna vardır ve habire yansıtmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">O nedenle bu alanda yazarın canlı ve cansız nesnelerle kurduğu iletişimi görecek, yaşadığı olaylar karşısında takındığı tavırları izlemeye çalışacağız. Taksi veya dolmuş duraklarında onunla yürüyecek, moda sahilinde onunla geziye çıkacağız. (Göçada) Göççeada’ da soluklanıp Tepeköy’ ün karanlık limanından dalgaları gözleyeceğiz. Uzaktan bir kadın süzülecek gözlerimize pazar yerinde, al basacak her yanımızı, kızaracağız; ya başımızı öne eğip geçeceğiz yanından, yada ona usulca ve yepyeni bir aşka yaklaşacağız.</p>
<p style="text-align: justify;">“Bir  dokunuş” alanı nedir?</p>
<p style="text-align: justify;">Gözlemci, etkileşime girdiği olaylar zincirinde, aktif bir rol almak ister. Olanın ve sürecin içine girme olasılıklarını denemiş, bir biçimde eyleme davet edilmiş, süregidene katılmış olabilir. Bu olduğunda ise artık o, gözlediğinin içinde bir de deneye sarılmaktadır. Kendi yaşam alanının içerisine dinamikler karışır. Nasıl olsa izinlidir ve izin vermektedir. Bunu değerlemeye çalışır ve kalkar Karantina’ya iner, Coşkunun kahvesinde soluklanır, bir çay söyler, Berduş ile şakalaşır. İlerleyen zamanlarda artık Berduş ona rastladığında onunla iletişim kuracak, selam verecek ve olasılıkla da bir gece ‘Ot içmeye‘ çağıracaktır,</p>
<p style="text-align: justify;">ya  da ;</p>
<p style="text-align: justify;">Çayını söyler, bir yandan az sonra gelecek olan çayı içerek hararetinin dineceğine inanır, bir yandan da yan masada oturmakta olan kadını süzer. Bunu incelikle yapmaktadır. Kadının okuduğu kitabı incelemeye çalışır, düşünür ve harekete geçer, belli belirsiz varlığını hissettirmeye çabalar. Başarır. Neden sonra bir biçimde kadınla temas kurar, yanyana gelirler, birlikte karıştırılır çaylar, okunulan kitabın üzerine bir şeyler fısıldanır. Birbirlerinin gözlerinin derinliklerini aralamaya çalışırlar. Artık hararet, her ikisini birden basmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">“Ve  biraz da geçmiş kokar” alanı nedir?</p>
<p style="text-align: justify;">Gözlemcilikten geçip deneyime ulaşan yazar, artık olayların içinde belli bir aşamaya kadar gelmiş, deneyim kazanmış ve süreç hakkında belirgin bir yargıya veya tutarlı bir değerlendirmeye yaklaşmıştır. Ancak bunun için, olaylar dizisinde olanlar ile geçmişte edindiği deneyimler arasında da bir uzlaşma beklemektedir. Ya içinde bulunduğu durum kendisi için biçilmiş bir kaftan olacaktır, veya giymeye çalıştığı elbiseyi parçalayacak, söküp, yırtıp bir kenara atacaktır. Bir seçim yapma zamanıdır artık. Ya Berduş ile ara sıra buluşup ona uyacak ve birlikte ‘Ot içmeye‘ devam edecekler,</p>
<p style="text-align: justify;">veya  ;</p>
<p style="text-align: justify;">Kitaplardan konuştuğu kadın ile birlikte hareretlerini söndürürler. Oysa çaylar Karantina’da değil, başka bir sahil kasabasında içilmektedir. Mevsim yaz, ortalık ter ve tuz kokmaktadır. Bu duruma oraların diliyle ‘aylardan Temmuz‘ denmektedir. Tuz kokusu erkeği, ter kokusu da kadını çıldırtmaktadır. Bizimkilerin yüksek ısıda pişirdikleri ilişkileri ilerler, her dokunuşu bir kıvranışa, her iniltiyi bir boşalmaya çevirmeye can atmaktadırlar. Ancak sonbahar gelir çatar. Ya birlikte aynı şehre taşınacaklar, veya ayrılmayı tasarlayacaklardır. Çünkü Kadın çayını tek şekerli içmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">“Vurdum  duymaz” alanı nedir?</p>
<p style="text-align: justify;">En  sevdiğim alandır.</p>
<p style="text-align: justify;">“Dökülür”  alanı nedir?</p>
<p style="text-align: justify;">Bütün olan bitenden süzülenin okuyucuya teslim edildiği bir bölümdür. Yazar yaşayacağını yaşamış, yazabileceğini de yazmıştır. Bu bir göçtür, bir aşktır belki de inadına yazılmış bir romandır.}</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">Yazarı yokmuş  gibi okunamayacak bu açık romana, bizden küçük bir armağan olsun:</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">BAĞLANMAK VE  OLMAK</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">“Buğday tane  bağlar,</p>
<p style="text-align: justify;">Süt kaymak,</p>
<p style="text-align: justify;">En yüce  bağlamak</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">Yara kabuk  bağlar</p>
<p style="text-align: justify;">Yarayla kabuk  arasında</p>
<p style="text-align: justify;">Kanamaktır  yaralanmak</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">Kabuk bağlamak</p>
<p style="text-align: justify;">Bir zamanlar yara  olmuş</p>
<p style="text-align: justify;">Olmaktır kabuk  bağlamak</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">Yaralanmak</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">Bir gün kabuk  bağlayacak</p>
<p style="text-align: justify;">Olmaktır  yaralanmak</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">Ateş kül  bağlar,</p>
<p style="text-align: justify;">Ateşle kül  arasında</p>
<p style="text-align: justify;">Bir sarkaçtır  yanmak</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">Kül olmak</p>
<p style="text-align: justify;">bir zamanlar ateş  olmuş</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">Olmaktır kül  olmak</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">Ateş olmak</p>
<p style="text-align: justify;">Bir gün kül  olacak</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">Olmaktır ateş  olmak&#8230;”</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">Ve yazmak</p>
<p style="text-align: justify;">Olmakla zaman  arasında</p>
<p style="text-align: justify;">Varolmaktır  yazmak&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edebiyatvehukuk.org/gelecegin-romani-mert-ataolun-sardalya-avi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

