Gecikmiş Şehirde Sineklerin Tanrısı

Sineklerin Tanrısı

Gecikmiş bu şiir. Çocuk kısa pantolonunu indirmiş bir porno ve bol grafik tasarım site karşısında bilinen sayılardan birini sayıyor. Yukarıya aşağıya, aşağıdan yukarıya yarın tarih sınavı varmış. Onun gözü “Cadde”de. Maria’nın babası armatörmüş. Zenginlik iyi bir şeymiş ve nasıl olursa olsunmuş. Şu üçü anca beş para ederse hepsini satıp Etiler’de bir ev alınsınmış da ona göre parti versinmiş, onsekize birkaç ay sonra girsinmiş…

Bildikleri bir Anadolu Lisesi vardı, Fen Lisesi ve birkaç sıfırcı Remziye filan. Zaman değişmiş, hep değişirmiş. Hem Babil’lilerden bu yana. Yonca’sı varmış ve sınıfın kızları topluca ekrana taranmış… Anlaşmalıymış canım biz ne safmışız… Böylece tanıtım sayfalarında başka bir iletişimsel eylem kuramı. Gecikmiş bu şiir. Çocuklar takımlara ayrılmış, dilenciler çetesi kralı ve eline göre bıçaklı ve zincirli kudurmuş bir Derby-taraftarlık ve yeni açılan mağazalarda bir kaç yeni sürüm tüketici Zippo çakmalık kahramanlar kuyruklarını kıstırıp kaçmış. Gecikmiş bu şehir.

Annesinin çantasından para çalmış. Babası saklamış. “Açsana kapıyı lan!” Ve misafirlere hoşgeldiniz demeden hem de küçükken “şafir odasına” hiç uğramazmış da yani zaten çünkü kuşların kafasını koparmak, sinekleri kanat kanat sökmek ve ayrıca Tutunamayanlar’ın Tutunanlar babından kanatsız sinek sırtlarına yük bindirip dürtüp dürtüp yarıştırmak da varmış da şimdi büyümüşmüş ve yeni bir cinayet oyunu almış, şimdi artık sinekli değil insanlı, sonra sabaha karşı eve dönmüş. Ah Metiiin, Metiiin, yazım yanlışı ile dolu dilin!

Üniversitenin altını üstünü özel bir soyguncu bok bile kazanamamış, Antalya’da otelin tam da orta yerinde iş bulmuş, bir Rus’la yüz kızartıcı bir aşk yapmış. Fakat erkek miydi kadın mıydı hatırlamamış. Kafası hep çok iyiymiş. Hapı nereden mi bulmuş? Gecikmiş bu şiir.

Gecikmiş bu şehir, kahramanları ünlü olmaktan ölmüş, kaç onaltı yaşları ve başsız kepazelikleri, hevessiz. Onun suçu değilmiş… Bizim eğitim hatamızmış. Devletmiş, toplummuş, okulmuş, birdirbirden ve uzuk eşekten mahrum kalmakmış. Eşek çok uzun çünkü o Sineklerin Tanrısı’ymış! Tanrı mutlaka var, yoksa kanatlarımızı kim yakıyor?! Acı çektiğimizi biliyor, Tanrı herşeye kadirdir ki o Tanrı bizi kanatsızlıkla imtihan ediyor… Durun sinek kardeşlerim, kuşlar ve tavuklar, durun! İsyan etmeyin! Küçük mahşerde yatanlar, size değil bana muhtaç. Kesin şamatayı da zikri destur edinin! Küçük ve zalim erkek çocuk Tanrı’nızla iyi geçinin! Kanatsız ve sert sessiz şeysiz…

Kampüsün birinde kızın birine Amerikan tarzı bir taciz, hem de Kızarmış Yeşil Domates’siz ve Türk güzeli değilmiş, zaten kızın aradığı da oymuş, artık çoğu isteyerek eylediği için pek de bir tadı kalmamış… Fakat You Tube’da gerçek zamanlı versiyonu varmış, ne yani hiç bir şey onu şaşırtmazmış, gençmiş ya başka bir sert sessiz şeysi de yokmuş. Gecikmiş bu şiir.

Neyse işte. Gene gece yarısı Kız Kulesi’ne yüzmüş, tam boğulacakken sonra geri dönmüş,

çocuk bir amaç gütmeden, sırf soluk soluğa kalmak için soluk soluğa kalmayı adet edinmiş

Çok gecikmiş bu şehir…

Yazar Hakkında

Öykü Didem Aydın Edebiyat ve Hukuk Sistemine, 106 yazı girmiş.

Öykü Didem Aydın, romancı (Eski Sinagog Meydanı, İletişim Yayınları, 2009) ve anayasa hukukçusudur.

Telif © 2017 Edebiyat ve Hukuk. Tüm Hakları Saklıdır SistemimizWordPress desteklidir